| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 382 |
Yeni Sayfa 12
 |
| Padişahlık sırası |
7 |
| Saltanat süresi |
1444 – 1446
1451 – 3 Mayıs 1481
|
| Önce gelen |
II. Murat |
| Sonra gelen |
II. Bayezid |
| Doğumu |
30 Mart 1432, Edirne |
| Ölümü |
3 Mayıs 1481 (49 yaşında) Gebze, Hünkar Çayırı |
| Annesi |
Hüma Hatun |
| Babası |
II. Murat |
FATİH SULTAN MEHMED (1451 – 1481)
HAYATI
Fatih Sultan Mehmed 29 Mart
1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur.
Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve
kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi
yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet
etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler
yazdırır ve bunları incelerdi.
Hocalığını da yapmış olan
Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir.
Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve
idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey
söylemezdi.
Fatih Sultan Mehmed okumayı
çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466
yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap
harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa
olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı.
Bilime büyük önem veren
Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi.
Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü
Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve
açık görüşlüydü.
Fatih Sultan Mehmed 1481
yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade
sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği
vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu
önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.
20 yaşında Osmanlı padişahı
olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma
İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı.
Hz.Muhammed'in (S.A.V)
hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan
olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve
düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı.
Orta Çağ'ı kapatıp,
Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı
3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih
Türbesi'ne defnedildi.
İSTANBUL'UN FETHİ
Fatih Sultan Mehmed padişah
olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine
karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini
düşündüğü için onu bağışladı.
Fatih Sultan Mehmed, büyük
gayesini gerçekleştirmek için, Macarlara, Sırplara ve Bizanslılara karşı yumuşak
davranıyordu. Amacı Haçlıların birleşmesini önlemek, onları tahrik etmemek ve
zaman kazanmaktı.
Bin yıllık tarihinin sonuna
gelmiş olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm
süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı,
Balkanlar'daki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu.
Bizans İmparatorları,
Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri
kalmıyorlardı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına
karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı.
YAPILAN HAZIRLIKLAR
İstanbul'un Osmanlı
Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi, ticari ve kültürel yönden önemli bir
avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına
alınacak ve bu sayede Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı.
Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi için
gerekli hazırlıklara başladı.
Devrin mühendislerinden
Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top
dökümü işiyle görevlendirildi. "Şahi" adı verilen bu topların yanında,
tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan
hazırlıklar arasındaydı. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde
önemli rol oynadı.
Yıldırım Bayezid'in İstanbul
kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına, Rumeli Hisarı
(Boğazkesen) inşa edildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak, deniz
yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. 400 parçadan
oluşan bir donanma inşa edildi. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması
Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi.
Eflak ve Sırbistan ile var
olan barış antlaşmaları yenilendi. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı.
Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında, Bizanslılar da boş durmuyordu. Surlar
sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru
Konstantin, Haliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye
çalıştı.
Aynı zamanda Haçlı
dünyasından yardım isteniyor, Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve
Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret
eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine bağlanmak istemiyor, "İstanbul'da Kardinal
Külahı görmektense, Türk Sarığı görmeye razıyız" diyorlardı.
KUŞATMA VE SAVAŞ
Fatih Sultan Mehmed,
hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi
göndererek, kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan
gelen savaşa hazırız mesajı üzerine, İstanbul'un kara surları önüne gelen
Osmanlı ordusu, 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Osmanlı donanması ise
Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez, sağ ve sol
olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda, tekerlekli kuleler
kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı.
Osmanlı Ordusundaki er
sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu
beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı.
Çok şiddetli çarpışmalar
oluyor, Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir
ediyorlardı.
Venedik ve Cenevizliler de
donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı
donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden
kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf
olduğu biliniyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Yüksekten
atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir
kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi.
Fatih Sultan Mehmed,
İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı
donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti.
Tophane önündeki kıyıdan
başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi.
Gemilerin, kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için, Galata Cenevizlilerinden
zeytinyağı, sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. 21-22 Nisan
gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi.
Haliç'teki Türk donanmasına
ait toplar, surları dövmeye başladı. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bundan
sonraki günlerde top savaşı, ok, tüfek atışları, lağım kazmalar, büyük ve
hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti.
Kuşatmanın uzun sürmesi ve
kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Ancak, İstanbul'u
her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların
ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Cesaretlendirici bir konuşma
yaptıktan sonra, 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını
açıkladı.
Çarpışmalar sırasında
Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya
başlamıştı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor, ancak geri püskürtülüyordu.
İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı
başardıkları İstanbul surları, artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6
Mayıs, 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma
İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453 salı günü
fethedildi.
FETHİN SONUÇLARI
İstanbul'un fethi, çok
önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un
fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek, sınırları genişletmek, İslam'ı
en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa
üzerine bir çok seferler düzenledi.
Sırbistan (1454,1459), Mora
(1460), Eflak (1462), Boğdan (1476), Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik
(1463-1479), İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu
Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi.
Sırbistan Krallığı tamamen
ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi, Mora tamamen fethedildi,
Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı, Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı,
Arnavutluk ele geçirildi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda
Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın
fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto, fethedildi ancak Fatih
Sultan Mehmed'in ölümü üzerine kaybedildi.
KIRIM'IN FETHİ VE KARADENİZ
Fatih Sultan Mehmed,
Karadeniz'e de hakim olmak istiyordu. Venedik ve Cenevizlilerin İslam dünyasının
aleyhine yaptıkları esir ticaretini önlemek, İstanbul'a gelen ticari malların
taşınmasında esas rolü oynayan Kırım sahillerini ele geçirmek, Karadeniz'i bir
Türk Gölü haline getirmek amacıyla hareket eden Fatih, işe 1459'da Amasra'yı
fethederek başladı.
1460'da Candaroğulları
Beyliği'ne son verildi. 1461'de Trabzon'un, 1475'de de Kırım'ın fethiyle
Karadeniz bir Türk gölü haline geldi.
Bu sayede Karedeniz'deki
Ceneviz üstünlüğü sona erdi ve İpekyolu'nun tüm denetimi Osmanlı Devleti'ne
geçti.
OTLUKBELİ
SAVAŞI
Karamanoğlu İbrahim'in
1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı
Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu. Bunun
üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen
yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip
Venediklilerle anlaşınca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman
Seferi'ne çıkmaya karar verdi.
Konya ve Karaman alınarak
Osmanlı'ya bağlandı. Karaman halkı İstanbul'a ve çeşitli yerlere göç
ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı. Bu
olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu.
Osmanlılar Avrupa ve
Anadolu'daki topraklarını genişletirken, Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu,
Kafkasya, İran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı. Sınırlarını genişleten
iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu. Otlukbeli
mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta, devrin en kuvvetli savaş tekniğine
ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu, Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden
kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı.
Bu savaştan sonra
Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar. Fatih Sultan Mehmed,
Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok
sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı.
Buna rağmen güneyde güçlü
bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir
savaştan kaçınmıştı.
DENİZLERDE DURUM
İstanbul'un fethiyle ticaret
yollarının hakimiyeti Osmanlılara geçmişti. Ancak denizlerde Venedik ve
Cenevizliler'in etkinliği devam ediyordu. Fatih ticaret yollarının güvenliğini
sağlamak ve korsanlardan kurtulmak için Ege adaları üzerinde siyasetini
ağırlaştırdı. Ege adalarına seferler düzenlendi.
Yeni tersaneler ve gemiler
inşa edildi. Rodos seferine çıkıldıysa da alınamadı.
İDARİ DÜZENLEMELER
Fatih Sultan Mehmed, klasik
manada Osmanlı devletinin idari kurucusu sayılabilir. İstanbul'un fethinden
sonra kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiş ve devlet
müesseselerini yerleştirmiştir. Fatih, Kanunnamesi ile Atam-Dedem Kanunu dediği
gelenekleri yazılı hale getirmiş ve buna Kanunname-i Ali Osman denmiştir.
Divanın idaresini
sadrazamlara bırakarak, işleri kafes arkasından takip etmeye başlamış, mutlak
vekilim dediği sadrazamı geniş yetkilerle donatmıştır. Ayrıca defterdar,
kazaskerler ve diğer üst düzey devlet erkanının görevleri tarif edilmiştir.
Yeniçeri ordusu 10.000'e
çıkarılarak güçlü bir merkezi ordu teşkil edildiğinden uç beylerinin önemi
azalmış, böylece merkezi idare sağlamlaştırılmıştır. Anadolu ve Rumeli'nin en
kudretli devletinin hükümdarı olarak "Han" ünvanını ilk defa o kullamıştır.
İstanbul'un fethinden sonra
Yıldırım Bayezid zamanında elden çıkan topraklar yeniden kazanılmış, hatta
Rumeli ve Karadeniz kıyılarında yeni yerler fethedilmiştir. Kırım'ın fethi ile
Karadeniz bir Türk gölü haline getirilmiş, Anadolu birliği tamamlanmış ve
Rumeli'deki Türk varlığı Belgrad'a kadar uzanmıştır.
İstanbul, Fatih zamanında
bir ilim ve sanat merkezi haline gelmiş, Fatih medreseleri klasik Osmanlı
medreselerinin temelini oluşturmuştur. Şairler ve ilim adamları için bir cazibe
merkezi haline gelen İstanbul'a bütün İslam dünyasından bilginler gelmeye
başlamıştır.
MİMARİ ESERLER
Fatih Sultan Mehmed, otuz
yıl kadar süren padişahlığı sırasında Osmanlı Devleti'ni bir cihan devleti
konumuna çıkardı. Fatih Sultan Mehmed, eşsiz bir komutan olmakla beraber, büyük
bir devlet adamıydı.
Yapmış olduğu çalışmalar ile
memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirdi. Osmanlı
İmparatorluğu'nun çeşitli şehirlerinde 300 kadar cami, 57 medrese, 59 hamam, 29
bedesten, çeşitli saray, hisar, kale, sur, han ve köprüler yaptırdı.
İstanbul'u fethettiği zaman
başta Ayasofya olmak üzere sekiz tane kiliseyi camiye çevirdi. Bugünün
üniversitesi olan Fatih Külliyesi'ni 1470 yılında tamamladı.
Hz.Eyyub-i Ensari'nin kabri,
Fatih'in hocası Akşemseddin tarafından keşfedildi ve üzerine Eyüp Camii
yaptırıldı.
Fatih Sultan Mehmed
tarafından İstanbul'un Fatih semtinde yaptırılan Fatih Camii, 1470 yılında yine
onun tarafından ibadete açıldı.
Fatih zamanında inşa edilen
Kapalıçarşı, ilerde İstanbul'un en önemli ticaret merkezlerinden biri haline
gelecekti.
Devrin mimari eserleri
arasında bulunan Yeni Bedesten de çok ünlüdür. Saray-ı Cedide-i Amire adı
verilen Yeni Sarayı (Topkapı Sarayı) da Fatih Sultan Mehmed yaptırdı.
TUĞRASI

ULAŞTIĞI SINIRLAR

|