| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 337 |
Yeni Sayfa 5
 |
| Padişahlık sırası |
16 |
| Saltanat süresi |
26 Şubat 1618 – 10 Mayıs 1622 |
| Önce gelen |
I. Mustafa |
| Sonra gelen |
I. Mustafa |
| Doğumu |
İstanbul, 3 Kasım 1604 |
| Ölümü |
İstanbul, 20 Mayıs 1622 |
| Annesi |
Mahfiruz Hadice Sultan |
| Babası |
I. Ahmet |
SULTAN GENÇ OSMAN(1618 – 1622)
HAYATI
Sultan Genç Osman, 3 Kasım
1604 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Birinci Ahmed, annesi Mahfiruz
Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum'dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında
iken, amcası Sultan Birinci Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı
tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman
iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farşça, Latince, Yunanca ve İtalyanca
gibi doğu ve batı dillerini klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel
öğrendi. Çok güzel bir yüzü olan Genç Osman, zeki, enerjik, atılgan, cesur ve
gözü pek bir padişahtı.
Sultan Genç Osman, Fatih
Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es'ad
Efendi'nin ve Pertev Paşa'nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden
itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir
değişiklik oldu.
Kendisine planlarını
uygulayacak bir sadrazam bulamadı. Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan
indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak şehit edilen Sultan Genç Osman,
babası Sultan Birinci Ahmed'in Sultanahmed Camii'nin yanındaki türbesine
defnedildi.
Tahta çıkar çıkmaz devlet
erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma
yetkilerini şeyhülislamdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir padişahtı.
Erkek çocukları: Ömer,
Mustafa
Kız çocuğu: Zeynep Sultan
İRAN İLİŞKİLERİ
Sultan Genç Osman tahta
çıktığı sırada Sadrazam Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i
Şikeste'de yenilmesine rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin
Osmanlılar'ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler.
Serav sahrasında, daha önce
iki devlet arasında imzalanan Nasuhpaşa antlaşması baz alınarak imzalanan Serav
antlaşmasıyla barış tekrar sağlandı. (26 Eylül 1618).
İTALYA SEFERİ
Halil Paşa komutasındaki
Osmanlı donanması 1620 yazında Akdeniz seferine çıktı. İstanbul'dan ayrıldıktan
sonra Navarin'e gelen donanma, buradan da kuzeye, Adriyatik'e doğru yöneldi.
Dıraç'da iki İtalyan gemisini ele geçirdikten sonra İtalya'ya asker çıkardı ve
İspanyollara ait olan liman şehri Manfredonia'yı işgal etti.
LEHİSTAN SEFERİ
Osmanlı Devleti ile Lehistan
arasında bir dostluk mevcuttu. Dinyester Irmağı iki ülke arasında sınır
oluşturuyordu. Osmanlı- Avusturya Savaşlarında Lehistan ilişkileri
gerginleştiyse de barış bozulmamıştı. Fakat askeri birliklerin geçimini
Lehistan'a yaptığı akınlarla sağlayan Kırım Hanı, barışa aykırı hareket
ediyordu. Bunun yanı sıra Lehliler Boğdan işlerine müdahaleden geri kalmadıkları
gibi, Boğdan'a ait Hotin kalesini işgal etmişlerdi (1617).
Ayrıca Eflak ve Erdel'in iç
işlerine müdahale etmeye devam ediyorlardı. Bu olaylar üzerine Sultan Genç
Osman, kendisine yapılan muhalefetlere rağmen Lehistan seferine karar verdi.
Bu arada Özi Beylerbeyi
İskender Paşa komutasındaki birlikler, Purut kıyısında bulunan Yaş'ta, Lehlileri
bozguna uğratmıştı (20 Eylül 1620). Sultan Genç Osman 1621 yılının Nisan ayında
Lehistan Seferine çıktı. Lehler yeni ve daha büyük bir ordu meydana getirme
çabasındaydılar. Avusturya'dan yardım alarak ordularını takviye ettiler. Osmanlı
Ordusu 2 Eylül 1620'de Hotin önlerine geldi. Kale kuşatıldı ve Hotin kalesi
önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperlerinin ele geçirilememesi,
askerlerin şevk ve heyecanını oldukça yıprattı. Yeniçerilerin de kendilerini tam
olarak savaşa vermemeleri, bu savaşın kesin bir netice ile sonuçlanmamasına yol
açtı.
Lehistan elçilerinin savaşa
kendilerinin neden olduklarını bildirmesi üzerine Hotin Antlaşması yapılarak
sefere son verildi (29 Eylül 1621). Antlaşmaya göre Lehler ve Osmanlılar
birbirlerinin topraklarına saldırmayacak Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım
Hanına 40.000 düka altın verecekti.
YENİLİK HAREKETLERİ
Sultan Genç Osman, Lehistan
seferindeki başarısızlığının sebebi olarak askerin gayretsizliğini görüyordu.
Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri böylece gelişti. İşe Kapıkulu
ocakları ile başladı. Yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki
kişi sayısından az olduğunu anlayınca fazladan para vermeyi kesti. Bu durum da,
daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin, Sultan Genç
Osman'a düşman olmalarına yol açtı.
Sultan Genç Osman her şeyin
farkındaydı, ancak tecrübesiz olması yüzünden istediği yenilikleri yapamıyordu.
Anadolu, Mısır ve Suriye askerlerinden oluşacak yeni bir ordu kurmak istiyordu.
Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilatlarını yeniden kurmak, yeni kanunlar
çıkarmak gibi yenilikçi düşünceleri de vardı. Kapıkulu Ocakları bu durumdan
rahatsızdı ve bunu belli etmekten kaçınmıyorlardı. Şeyhülislam Es'ad Efendi'nin
başında bulunduğu ilmiye sınıfı ise fikir belirtmiyordu.
Sultan Genç Osman'ın Haleb,
Erzurum, Şam ve Mısır beylerbeylerine asker yazdırmak için gizli bir irade
gönderdiğinin sarayda adamları olan yeniçeriler tarafından öğrenilmesi, bardağı
taşıran son damla oldu. Sultan Genç Osman asker toplamak için Anadolu'ya bizzat
kendisi
gitmek istiyordu. Bu arada
İstanbul'a, Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin'in Lübnan'da bir isyan çıkardığı
haberi geldi.
Sultan Genç Osman bunu bir
fırsat bilerek, isyanı bastırmak için Anadolu'ya gideceğini söyledi. Ancak
Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es'ad Efendi, koskoca padişahın küçük bir
isyan için Anadolu'ya gitmesine gerek olmadığını söyleyerek, Sultan Genç
Osman'ın Anadolu'ya geçmesini engellemeye çalıştılar. Başka bir çaresi kalmayan
Sultan Genç Osman, hacca gideceğini ilan etti. Daha önce hiçbir padişah hacca
gitmemişti. Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es'ad Efendi çok uğraştılarsa
da Sultan Genç Osman fikrinde kararlıydı. Padişahın geçeceği güzergah üzerindeki
vilayetlerin beylerbeyleri haberdar edildi ve hazırlık yapmaları istendi.
Sultan Genç Osman'ın yanında
500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan asker İstanbul'un korunması için
İstanbul'da kalacaktı. Sadrazam, defterdar, nişancı, rikab ümerası, gedikliler,
40 müteferrika ve 40 divan katibi hac kafilesinde yer alıyordu.
ŞEHİT EDİLMESİ
Padişah otağının Üsküdar'a
kurulacağı günden bir gün önce Yeniçeriler Süleymaniye'de toplandılar. Ayaklanan
yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler. Yeniçeri ve
sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman, yeniçeri ağalarını merhamete
getirmeye çalıştı. Ancak bunda başarılı olamadı. Yerine kardeşi Sultan Birinci
Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı. İsyancılar o an için Sultan Genç Osman'ı
öldürülmesini düşünmüyorlardı.
Ancak Sultan Genç Osman'ın
ne kadar dirayetli bir padişah olduğunu bilen isyanın elebaşları padişahın
Yedikule zindanlarına götürülüp orada öldürülmesini istediler. Sultan Genç Osman
sekiz tane cellata kahramanca karşı koymasına rağmen boğularak şehit edildi.
Sultan Genç Osman'ın naaşı,
ertesi gün Sultanahmed Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Sultan Ahmed
Camii'nde babasının türbesine defnedildi. Sultan Genç Osman'ın şehit edilmesi
Anadolu'da bazı isyanların çıkmasına sebep oldu.
Osmanlı halkı padişahın
şehit edilmesini hiçbir zaman hazmedemedi. Sultan Genç Osman, gençliğinin en
güzel günlerinde tahta çıkmış ve hep milletinin iyiliği için çalışmış, azim ve
irade sahibi bir padişahtı. Ancak gençliği ve tecrübesizliği kendisine bu hazin
sonu hazırladı.
TUĞRASI

|