| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 554 |
Yeni Sayfa 6
 |
| Padişahlık sırası |
14 |
| Saltanat süresi |
21 Aralık 1603 –
22 Kasım 1617 |
| Önce gelen |
III. Mehmet |
| Sonra gelen |
I. Mustafa |
| Doğumu |
Manisa, 18 Nisan 1590 |
| Ölümü |
22 Kasım 1617 |
| Annesi |
Handan Sultan |
| Babası |
III. Mehmet |
SULTAN BİRİNCİ AHMED_21 Aralık 1603 – 1617)
HAYATI
Sultan Birinci Ahmed 18
Nisan 1590 günü Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed, annesi Handan
Sultan'dır. Çok mükemmel bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel derecede
konuşurdu. Ok atmak, kılıç kullanmak, ata binmek gibi savaş ve askerlik
alanlarında çok usta olan Sultan Birinci Ahmed, ava ve cirit oyununa çok
düşkündü. Çok sade giyinirdi. Babası Sultan Üçüncü Mehmed'in vefatı üzerine 21
Aralık 1603'te Eyüb Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan Birinci Ahmed,
Kanuni Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun
şekilde uğraşan ilk padişahtı. Çocuk denecek yaşlarda bile mükemmel kararlar
alırdı. Daima ilim ve irfan sahibi büyük kişilerle birlikte olur ve onlara akıl
danışırdı.
Sultan Birinci Ahmed'in
hayatında 14 sayısının önemli bir yeri vardır. Çünkü, on dört yaşında padişah
olmuş, on dört yıl saltanat sürmüş ve Osmanlı padişahlarının on dördüncüsüdür.
Dinine çok bağlı olan Sultan Birinci Ahmed'in Hz.Muhammed'e (S.A.V) olan
bağlılığı o kadar ilerledi ki, onun ayak izlerinin resmi içine bir şiir yazmış
ve o şiiri kavuğunda ölünceye kadar taşımıştır. O şiir şudur:
"N'ola tacım gibi başımda
götürsem daim
Kadem-i resmini ol Hazreti
Şahı Rusülün
Gül-i Gülzarı Nübüvvet, o
kadem sahibidir
Ahmeda
durma yüzün sür kademine ol gülün"
Sultan Birinci Ahmed
yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı 22 Kasım'a bağlayan
gece 1617 yılında 28 yaşında vefat etti.
Erkek Çocukları: İkinci
Osman, Dördüncü Murad, Sultan İbrahim, Bayezid, Süleyman, Kasım, Mehmed, Hasan,
Selim, Hanzade, Ubeyde
Kız Çocukları: Gevherhan
Sultan, Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Atike Sultan
İRAN İLİŞKİLERİ
Sultan Birinci Ahmed tahta
geçtiği sırada, Osmanlı İmparatorluğu batıda Avusturya, doğuda İran ile savaş
halindeydi. Osmanlı ordusu Sinan Paşa komutasında Nahcivan üzerinden Revan'a
yürüdü. İranlılar Osmanlı ordusunun geçeceği güzergahtaki gıda maddelerini yok
ediyorlardı. Yeniçeriler de Van'a dönülmesini istiyorlardı. Osmanlı ordusu kışı
Van'da geçirdi.
Tebriz'i geri almak için
yapılan savaşta Osmanlı ordusu, Şah Abbas'ın ordularını Selmas yörelerinde
yendi. Ancak, Erzurum Beylerbeyi Sefer Paşa'nın çekilen düşman kuvvetlerini
izleyip asıl ordudan ayrılmasını fırsat bilen Şah Abbas, ordu merkezine ani bir
saldırıda bulundu. Yenilgiye uğrayan Sinan Paşa önce Van'a, daha sonra da
Diyarbakır'a çekildi. Şah Abbas Şirvan, Şemahi ve Gence'yi kolaylıkla ele
geçirdi. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'da devam eden Avusturya Savaşı ve iç
isyanlarla uğraştığı için İran cephesinde başarılı olamıyordu. Sadrazam Nasuh
Paşa, Şah Abbas'ın barış önerisini kabul etti.
1612 yılında yapılan Nasuh
Paşa antlaşmasıyla dokuz yıl süren Osmanlı İran Savaşı sona erdi. Yapılan
antlaşmayla, İran Osmanlı Devlet'ine iki yüz deve yükü ipek vermeyi kabul etti.
1615 yılına kadar süren barış dönemi Şah Abbas'ın antlaşmayı bozması üzerine
sona erdi. Yapılan savaşlarda Osmanlılar çok kayıp verdi. Sultan İkinci Osman
(Genç Osman) döneminde, Nasuhpaşa antlaşması temel alınarak yapılan Serav
antlaşması ile barış tekrar sağlanacaktır (26 Eylül 1618).
CELALİ İSYANLARI
Yavuz Sultan Selim döneminde
binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal, Osmanlı Devleti için büyük
problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise de Anadolu'da meydana gelen iç
isyanlar ve karışıklıklara yine Celali İsyanları denildi. Sultan Birinci Ahmed
döneminde Celali İsyanları tekrar patlak verdi.
Bunların en önemlileri;
- Tavil Ahmed
- Canbolatoğlu
- Kalenderoğlu
- Deli Hasan
ayaklanmalarıdır.
Bu sırada Sadrazam olan
Kuyucu Murad Paşa son derece sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi. Bunları
bastırmak için çok şiddet gösteriyor, hatta şuçlu ile suçsuz ayırımı yapmadan
"ibret osun" diye masumları da öldürtüyordu.
Öldürttüklerini açtığı
kuyulara attırmak gibi bir alışkanlığı olduğundan kendisine "Kuyucu" lakabı
takıldığı söylenir. Kuyucu Murad Paşa'nın ısrarlı ve sert politikaları sonunda
Celali İsyanları zor da olsa bastırıldı.
ZİTVATOROK
ANTLAŞMASI
Sultan Birinci Ahmed tahta
geçtiği sırada Avusturya Savaşı devam ediyordu. Osmanlı kuvvetleri Belgrad'dan
Budin'e doğru ilerlemekteydi. Peşte (25 Eylül 1604) ve Hatvan kaleleri savaş
yapılmadan kolaylıkla ele geçirildi. Osmanlı ordusu ilerleyerek Budin'in
kuzeyinde bulunan Vaç kalesini ele geçirdi (16 Ekim 1604). Osmanlı Ordusu,
Sultan Birinci Ahmed'in buyruğu üzerine Belgrad üzerinden Budin'e yürünü. 29
Ağustos 1605'de Estergon kalesi kuşatıldı ve Ciğerdelen kalesi fethedildi. 8
Eylül'de Vişigrad, 19 Eylül'de Saint Thomas (Tepedelen) kaleleri fethedildi. 3
Ekim 1605'de ise Estergon kalesi teslim alındı.
Osmanlılar da,
Avusturyalılar da ard arda yapılan bunca savaştan dolayı sosyal ve ekonomik
yönden çok yıpranmışlardı. Daha önce yapılan barış görüşmelerinden bir sonuç
çıkmamıştı. Ancak 11 Kasım 1606'da Estergon-Komorin arasında, Zitva suyunun Tuna
Irmağına döküldüğü yerde imzalanan Zitvatoruk antlaşmasıyla barış sağlandı.
Antlaşmaya göre Eğri,
Estergon, Kanije kaleleri Osmanlılarda , Rop ve Koman kaleleri Avusturyalılarda
kalacaktı. Avusturya bir kereye mahsus olmak üzere 70.000 altın savaş tazminatı
ödeyecekti. Osmanlı padişahı Avusturya İmparatoruna Roma İmparatoru (Cesar)
ünvanıyla hitap edecek, her üç yılda bir karşılıklı armağanlar gönderilecekti.
Avusturya'nın Macaristan için ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın vergi
kaldırılacaktı.
Zitvatoruk
Antlaşması Osmanlıların lehine gibi görünse de Osmanlı Devleti artık eski
gücünde değildi. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısındaki
kat'î üstünlüğü sona ermiş, siyasi dengeler Osmanlı aleyhine bozulmaya
başlamıştır.
MİMARİ ESERLER
4 Ocak 1610'da altı büyük
minareli ve 16 şerefeli Sultanahmed Camii'nin temel atma merasimi yapıldı.
Dinine bağlı bir insan olan Sultan Birinci Ahmed, caminin temelleri kazılırken
eteğinde toprak taşıdı ve amele gibi çalıştı.
9 Haziran 1617'de inşaatı
biten Sultanahmed Camii ibadete açıldı.
Ayrıca Şehzadebaşı Kuyucu
Murad Paşa Külliyesi,
İstanbul Mesih Paşa Camii,
Piyale
Paşa Camii,
Elmalı Ömer Paşa Camii
yaptırılan önemli mimari eserler arasındadır.
TUĞRASI

ULAŞTIĞI SINIRLAR

|