| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 371 |
 |
| Padişahlık sırası |
34 |
| Saltanat süresi |
31 Ağustos 1876 – 27 Nisan 1909 |
| Önce gelen |
V. Murat |
| Sonra gelen |
V. Mehmet |
| Doğumu |
21 Eylül 1842 |
| Ölümü |
10 Şubat 1918 (75 yaşında) |
| Annesi |
Tirimüjgan Sultan
Manevî annesi:
Perestü Kadın Efendi |
| Babası |
Abdülmecit |
SULTAN İKİNCİ
ABDÜLHAMİD (1876 – 1909)
HAYATI
Sultan İkinci Abdülhamid 21
Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülmecid, annesi
Tir-i Müjgan Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir. Sultan İkinci Abdülhamid çok
küçük yaşta iken annesini kaybettiği için öksüz büyüdü ve onu üvey annesi
Piristu Kadın yetiştirdi. Çocukluğunda çok zayıf bir bünyeye sahip olan Sultan
İkinci Abdülhamid sık sık hasta olurdu. Babasının padişahlığı sırasında bu
durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok hoşgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür
derslerinin yanında musiki dersleri aldı ve piyano çalmayı öğrendi.
Bekarlığı sırasında çok
serbest bir hayat yaşayan Sultan İkinci Abdülhamid, evlendikten sonra tüm boş
zamanını ailesiyle, çocuklarıyla geçirmeye başladı. Sultan İkinci Abdülhamid,
yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu'nu 33 yıl ayakta tutmayı başarmış
büyük bir padişahtır. Dindar bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid
ibadetlerini aksatmazdı. Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci
Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında, kendisine
hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince, atalarından kalma şahsi
servetinden masrafları karşılamış, devletten beş kuruş almamıştı.
Boş vakitlerini
marangozhanede geçirir, harika eşyalar yapar, bunları sattırır ve parasını
fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece şefkatli bir insan olan Sultan İkinci
Abdülhamid'in kendisini öldürmek isteyenleri bağışlaması, dünya siyaset
tarihinde görülmemiş bir olaydır. Sultan İkinci Abdülhamid, kültüre önem vermiş
ve eğitim konusunda hizmet verecek birçok mekan yaptırmıştır.
Üniversiteler, Güzel
Sanatlar Akademisi, Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan İkinci Abdülhamid,
ilk ve orta dereceli okullar, dilsiz ve kör okulları, kız meslek okulları da
yaptırmıştır. Vilayetlere liseler, kazalara ortaokullar kurmakla beraber,
ilkokulları köylere kadar ulaştırdı.
İstanbul'da Şişli Etfal
Hastahanesi'ni ve Darülaceze'yi kendi şahsi parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı
verilen nefis içme suyunu borularla İstanbul'a getirtti. Karayollarını Anadolu
içlerine kadar uzatan Sultan İkinci Abdülhamid, Bağdat'a ve Medine'ye kadar da
demiryolları döşetmiştir. Büyük şehirlere atlı tramvay hatları döşetti.
I. MEŞRUTİYET'İN İLANI
İttihat ve Terakki Cemiyeti
ileri gelenleri, Balkanlar'da ard arda çıkan isyanlar ve giderek çoğalan ülke
bunalımlarını bahane ederek, Sultan Abdülaziz'i tahttan indirip yerine Sultan
Beşinci Murad'ı padişah yapmışlardı. Kısa bir süre sonra Sultan Murad'ın hasta
olduğunun anlaşılmasından sonra yerine Sultan İkinci Abdülhamit getirildi.
Avrupa ile olan ilişkiler
sonucu Osmanlı Devleti'nde de bir aydın sınıf oluşmuştu. İttihat ve Terakki
Cemiyeti bu aydınların sözcüsü gibi çalışıyor ve Meşruti yönetimin gelmesiyle
ülkede bir rahatlama olacağına inanıyorlardı. Sultan İkinci Abdülhamid tahta
çıkmadan önce Meşrutiyeti ilan edeceğini vadetmişti. Padişah olur olmaz bu
sözünü tuttu ve 23 Aralık 1876'da Osmanlıların ilk anayasası olan Kanun-i
Esasi'yi ilan etti.
İlan edilen I. Meşrutiyet
çok uzun sürmedi. Mithat Paşa padişahların yetkilerini kısıtlamak istiyordu. Bu
durumdan rahatsız olan Sultan İkinci Abdülhamid, Sultan Abdülaziz'in
öldürülmesinden sorumlu tuttuğu Mithat Paşa'yı sadrazamlıktan azletti ve sürgüne
gönderdi. Osmanlı-Rus savaşı ve Meclisteki Mebusların aralarındaki çekişmeleri
yüzünden meclis çalışamaz hale gelmişti. Sultan Abdülhamid meclisi tatil
ettiğini açıkladı (1878).
1877 -1878 OSMANLI - RUS SAVAŞI (93 HARBİ)
Osmanlı-Rus gerginliği Paris
Antlaşmasıyla aşılmıştı ama, Rusya bu durumdan memnun değildi. Çünkü bu
antlaşmada var olan Karadeniz'in tarafsızlığı ilkesi Rusya'nın çıkarlarına ters
düşüyordu. Ayrıca Rusya Slav ırkından olan uluslar arasında yaymaya çalıştığı
Panislavizm hareketlerine hız vermişti. Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ ve
Bulgaristan'da ayaklanmalar çıktı.
Yeni bir savaştan çekinen
Avrupalılar bir konferans düzenlediler. Konferans devam ederken Osmanlı Devleti,
Birinci Meşrutiyeti ilan etti. Osmanlı Devleti İstanbul Konferansı'nda alınan
kararları kabul etmedi. Çünkü müzakerelerde Bosna'ya, Hersek'e ve Bulgaristan'a
muhtariyet verilmesini, Sırbistan ve Karadağ'dan Osmanlı kuvvetlerinin
çekilmesini istediler. Avrupalılar Londra'da yeni bir konferans topladılarsa da
savaşa engel olunamadı.
Savaş, Rusların Balkanlarda
Tunayı geçerek Osmanlı topraklarına saldırmasıyla başladı. Doğu'da ise Arpaçay'ı
geçen Ruslar, Kars ve Ardahan'ı ele geçirdiler. Rus ordusunu Gazi Ahmet Muhtar
Paşa Erzurum'da durdurdu. Batı'da, Gazi Osman Paşa Plevne'de Rus saldırılarına
uzunca bir süre başarıyla karşı koydu ise de gerekli yardımı alamadı. Ruslar
Plevne ve Sapkayı geçtiler. Böylece Edirne yolu Ruslara açılmış oluyordu. Rus
Ordusu'nun Yeşilköy'e kadar gelmesi üzerine Osmanlı Devleti barış istedi.
AYASTEFANOS ANTLAŞMASI
1878'de imzalanan
Ayastefanos Antlaşmasına göre;
- Osmanlı Devleti'ne bağlı
bir Bulgaristan Prensliği kurulacak, Prensliğin sınırları Tuna'dan Ege'ye,
Trakya'dan Arnavutluk'a uzanacaktı.
- Bosna-Hersek'e iç
işlerinde bağımsızlık verilecek
- Sırbistan, Karadağ ve
Romanya tam bağımsızlık kazanacak ve sınırları genişletilecek
- Kars, Ardahan, Batum ve
Doğu Beyazıt Rusya'ya verilecek
- Teselya Yunanistan'a
bırakılacak
- Girit ve Ermenistan'da
ıslahat yapılacak
- Osmanlı Devleti Rusya'ya
30 bin ruble savaş tazminatı ödeyecekti.
Rusya'nın Osmanlı
Devleti'ni Ayastefanos Antlaşmasıyla istediği gibi parçalamasını istemeyen
Avrupalı Devletler bu antlaşmaya itiraz ettiler. Berlin'de toplanan konferanstan
sonra yeni bir antlaşma imzalandı. Berlin Antlaşması ile:
- Ayastefanos Antlaşmasıyla
kurulan Bulgaristan, üç kısma ayrıldı.
- Bosna-Hersek Osmanlı
Devleti'ne ait kabul edilecek fakat Avusturya tarafından yönetilecekti.
- Karadağ, Sırbistan ve
Romanya'nın bağımsızlığı devam edecek, fakat sınırları değiştirilecek
- Kars, Ardahan, Batum,
Ruslarda kalacak, fakat Doğu Beyazıt Osmanlı Devleti'ne bırakılacak
- Teselya Bölgesi
Yunanistan'a ait olacak
- Rumeli'de ve Anadolu'da
Ermenilerin oturduğu bölgelerde ıslahatlar yapılacak
- Osmanlı Devleti, Rusya'ya
60 milyon ruble savaş tazminatı ödeyecekti.
OSMANLI DEVLETİ'NİN DAĞILMASI
Berlin Antlaşması'ndan sonra
Osmanlı Devleti dağılma sürecine girmiştir. Balkanlarda yaşayan ulusların
bağımsızlıklarını kazanmaya başlamaları ve ardından Rusya ile yapılan savaş
neticesinde imzalanan antlaşmalarla Osmanlı Devleti o görkemli devirlerini
aramaktaydı. Rusya'nın Akdeniz'e açılması ihtimalini öne süren İngilizler
Kıbrıs'ı işgal etti. Osmanlı Devleti toprak mülkiyeti kendisinde kalmak şartı
ile adayı geçici olarak İngiltere'ye devretti.
Fransa, Cezayir'e
yerleştikten sonra gözünü Tunus'a dikmişti. Berlin Konferansı'nda aradığı
fırsatı ele geçiren Fransa, Tunus'u işgal etti. Osmanlı Devleti'nin Protestosu
sonuç vermedi. Fransızların Tunus'u işgal etmeleri üzerine İngilizler de
harekete geçti.
1869 yılında Süveyş
Kanalının açılması Mısır'ın Jeopolitik konumunu artırmıştı. Bu durum Mısır
üzerindeki İngiliz ve Fransız rekabetini hızlandırdı. Mısır Hıdivi İsmail Paşa
Mısır'ı iyi idare edemiyor ekonomik problemler halkın Avrupalı tüccarların
işyerlerine saldırmalarına yol açıyordu. Bu gelişmeleri bahane eden İngiltere
Mısır'ı işgal etti (1882).
Yunanistan'ın bağımsızlık
kazanmasından sonra Giritli Rumlar Yunanistan'a bağlanmak istedi. Osmanlı
Devleti bunu kabul etmedi. Çıkan isyan bastırıldı. Yunanistan'ın Girit'e asker
çıkarması üzerine Osmanlı Devleti Yunanistan'a savaş açtı. Teselya bölgesinde
yapılan savaşta, Gazi Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı Kuvvetleri Yunanlıları
bozguna uğrattı (1897). Avrupalı devletlerin araya girmesiyle bir antlaşma
imzalandı. Bu antlaşma ile Girit'e muhtariyet verildi. 1908 yılında Yunanistan
adayı yeniden işgal etti. Balkan Savaşlarından sonra Girit tamamıyla elimizden
çıktı.
Bosna-Hersek'in idaresi
Berlin Antlaşmasıyla geçici olarak Avusturya'ya verilmişti. Sultan İkinci
Abdülhamid'in İkinci Meşrutiyeti ilan etmesinden sonra yaşanan karışıklıklar
sonunda Avusturya bu bölgeyi resmen topraklarına kattı. Osmanlı Devleti Yeni
Pazar sancağı bizde kalmak şartı ile bunu kabul etmek zorunda kaldı (1908).
Berlin Antlaşmasıyla üç
bölgeye ayrılan Bulgaristan Prenslik haline gelmiş Doğu Rumeli ve Makedonya
ıslahat yapılmak şartıyla Osmanlı Devleti'nde kalmıştı. 1885'de Doğu Rumeli'de
isyanlar çıktı. Bulgaristan Doğu Rumeliyi Kendisine bağladığını ilan etti. II.
Meşrutiyet'in ilanından sonra Bulgaristan bağımsızlığına kavuştu ve Doğu
Rumeli'yi de içine alan bir Bulgaristan Krallığı kuruldu (1908).
II. MEŞRUTİYET'İN İLANI
Meşrutiyet yanlıları Jön
Türkler adı altında çalışmalara başlamışlar ve padişah Sultan İkinci
Abdülhamid'e Meşrutiyeti tekrar ilan etmesi için baskıda bulunuyorlardı. Daha
çok Makedonya'da örgütlenen İttihat ve Terakki Partisi ileri gelenleri
beraberindekilerle ayaklanmaya başladılar bu isyanların daha da büyümesinden
çekinen Sultan İkinci Abdülhamid, Meşrutiyeti İkinci kez ilan etti (23 Temmuz
1908).
İkinci Meşrutiyetin ilanı
ile; ülkede asayiş ve güven ortamı kurulmuş, sansür kaldırılarak basına
serbestlik tanınmış, hürriyet ve güven ortamı kurulmuş, siyasi partiler oluşmaya
başlamış, Kanun-i Esasi yürürlüğe girmiş ve anayasa üzerinde önemli
değişiklikler yapılmış ve halk ikinci kez yönetime padişah yanında katılma
imkanı bulmuştur.
31 MART OLAYI
Meşrutiyetin yeniden
ilanından sonra çeşitli gruplar arasında çekişmeler ve tartışmalar başlamıştı.
Meşrutiyete karşı olanlar avcı taburları ile birleşerek İstanbul'da büyük bir
İsyan başlattı. Selanik'ten gelen hareket ordusu bu isyanı bastırdı. Tarihimize
31 Mart vakası olarak geçen bu olaydan sonra İttihat ve Terakki Partisi daha da
güçlendi ve bu olaydan dolayı sorumlu tutulan Sultan İkinci Abdülhamit tahttan
indirildi. Sultan İkinci Abdülhamid'in yerine Sultan Mehmed Reşad padişah oldu.
MİMARİ ESERLER
Kültür, Sanat ve Mimari gibi
konulara önem veren ve ince ruhlu bir padişah olan Sultan İkinci Abdülhamid
döneminde, özellikle yabancı mimarların faaliyetleri göze çarpar. Sultan İkinci
Abdülhamid'in padişahlığı döneminde yerli ve yabancı mimarların yaptıkları
mimari çalışmalardan bazıları şunlardı;
İstanbul Arkeoloji Müzesi,
Eski Şark Eserleri Müzesi,
Yüksek Ticaret Merkezi,
Tarabya İtalyan Sefareti,
Haydarpaşa Tıbbiye Mektebi,
Düyun-ı Umumiye ve Karaköy
Osmanlı Bankası,
Karaköy Palas İşhanı,
Maçka Palas,
Ankara İş Bankası,
İstanbul Maçka İtalyan
Sefareti,
Haydarpaşa Garı,
Sultanahmet'de Alman
Çeşmesi,
Sirkeci Garı,
Kütahya Ulu Camii,
İstanbul Yıldız Hamidiye
Camii,
Cihangir Camii.
TUĞRASI

|