| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 651 |
Yeni Sayfa 13

|
| Padişahlık sırası |
8 |
| Saltanat süresi |
1481 – 26 Mayıs 1512 |
| |
|
| Önce gelen |
Fatih Sultan Mehmet |
| Sonra gelen |
Yavuz Sultan Selim |
| Doğumu |
3 Aralık 1447
|
| Ölümü |
26 Mayıs 1512 (70 yaşında)
|
| Annesi |
Gülbahar Hatun |
| Babası |
Fatih Sultan Mehmet |
SULTAN İKİNCİ BAYEZİD (1481 – 1512)
HAYATI
Sultan İkinci Bayezid 3
Aralık 1448'de Dimetoka'da doğdu. Babası cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed Han,
annesi Mükrime Hatun adında bir Türk kızıdır. Uzun boylu, geniş göğüslü ve
kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü yuvarlak ve gözleri elaydı. Cesur ve
atılgandı.
Aynı zamanda çok halim selim
ve dinine bağlı bir padişahtı. Babası Fatih Sultan Mehmed ilme ilgi duyduğu
için, oğlu Şehzade Bayezid'e iyi bir eğitim verdi. O devrin en meşhur
alimlerinden ders okutturdu ve bütün İslam ilimlerini en iyi şekilde öğrenmesini
sağladı.
Sultan İkinci Bayezid yedi
yaşında iken, Hadım Ali Paşa nezaretinde Amasya valiliğine tayin edildi. Amasya,
Selçuklular devrinden beri önemli bir ilim ve kültür merkeziydi. Padişah olacak
şehzadelerin yetişmesi için, bu vilayette bütün şartlar vardı.
Sultan İkinci Bayezid,
dinine çok bağlı olduğu için kendisine Bayezid-i Veli denildi. Sultan İkinci
Bayezid, şairleri saraya toplar, onlarla sohbet ederdi. Çok merhametli bir
padişah olan Sultan İkinci Bayezid, sık sık fakirlere sadaka dağıtırdı.
Arapça ve Farsça'yı gayet
iyi biliyordu. Çağatay lehçesi ve Uygur alfabesini de öğrendi. İslam ilimlerinin
yanı sıra, matematik ve felsefe tahsili de yaptı. 24 Nisan 1512'de padişahlıktan
ayrılmak zorunda kalan Sultan İkinci Bayezid, bir ay kadar daha yaşadı ve 26
Mayıs 1512'de vefat etti.
Erkek çocukları: Mahmud,
Ahmed, Şehinşah, Yavuz Sultan Selim, Mehmed, Korkud, Abdullah, Alimşah
Kız çocukları:Aynişah,
Gevher, Mülük Sultan, Hatice Sultan, Selçuk ve Hüma Hatun.
CEM SULTAN
3 Mayıs 1481'de Fatih Sultan
Mehmed'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan Şehzade Bayezid ve Konya'da bulunan
Cem Sultan'a sadrazam Karamani Mehmed Paşa tarafından ulaklar gönderildi. Ancak
Cem Sultan'a gönderilen haberci, yolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından
yakalandı.
Cem Sultan, babasının
vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Bu olayların yaşanması üzerine yeniçeriler
ayaklanıp Karamani Mehmed Paşa'yı öldürdüler (4 Mayıs 1481). Şehzade Bayezid'in,
İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta
çıkardılar.
Şehzade Bayezid, 21 Mayıs
1481 günü İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı. Cem Sultan ise
4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan
İkinci Bayezid, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine
gönderdi.
28 Mayıs'ta yapılan savaşı
kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak
para bastırdı. Çok geçmeden Sultan İkinci Bayezid'e bir mektup gönderen Cem
Sultan, Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti. Kabul
edilemeyecek bu teklif karşısında harekete geçen Sultan İkinci Bayezid,
ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü. Yenişehir Ovası'nda yapılan
savaşı kaybeden Cem Sultan, Konya'ya geldi. Burada da kalamayacağını anlayan Cem
Sultan, yanına ailesini de alarak Kahire'ye doğru yola çıktı. Kahire'de iken Hac
mevsiminde Hicaz'a gitti.
Hac'dan sonra tekrar
Kahire'ye gelen Cem Sultan, ağabeyi Sultan İkinci Bayezid'den bir mektup aldı.
Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe
ödeneceği belirtiliyordu. Ancak Cem Sultan bunu kabul etmedi. İkinci bir teklifi
de geri çeviren Cem Sultan, tekrar ülkesine döndü.
27 Mayıs 1482'de Konya'yı
kuşatan Cem Sultan, Sultan İkinci Bayezid'in yaklaşması üzerine kuşatmayı
kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar
tutulmuştu. Bu sırada Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet
etti.
29 Temmuz 1482'de Rodos'a
giden Cem Sultan, yapılan antlaşma gereğince istediği zaman adadan ayrılacağını
düşünüyordu. Ancak sahtekar şövalyeler buna hiçbir zaman izin vermediler ve Cem
Sultan esir hayatı yaşamaya başladı. Cem Sultan'ın Rodos şövalyelerinin eline
düşmesi, hem kendisi hem de Osmanlı tarihi için talihsiz bir olay olmuştur.
Cem Sultan daha sonra,
Fransa'ya gönderildi. Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline geçmesini
Osmanlı Devleti açısından sakıncalı gören Sultan İkinci Bayezid, Fransa'ya bir
elçi gönderek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi.
Cem Sultan'ı kullanmak
isteyenlerden birisi de Papa VIII.Innocent'di. Papa, Cem Sultan'ı bahane ederek
Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlenmesini istiyordu. Ancak bunda
başarılı olamayınca Cem Sultan'a Hıristiyan olma teklifinde bulundu. Buna
karşılık Cem Sultan ona şöyle cevap verdi:
"Değil Osmanlı Saltanatı,
hatta bütün dünyanın padişahlığını verseniz dinimi değiştirmem".
Cem Sultan, ağabeyi Sultan
İkinci Bayezid'e yazdığı bir şiirinde ona şöyle seslenir:
"Sen bister-i gülde yatasın
şevk ile handan, Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne"
(Sen gül döşenmiş yatakta
neşeyle gülerek yatarken, ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım, neden)
Sultan İkinci Bayezid ise
ona şöyle cevap verir:
"Çün rüz-i ezel kısmet
olunmuş bize devlet, Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne, Haccacü'l-Haremeynüm
deyüben da'va kılarsun, Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne"
(Bize ezelden saltanat
kısmet imiş, sen ise kadere rıza göstermedin buna sebep ne, Hacca gittin kendini
temizlemek davasına düştün, peki dünya saltanatı için bunca hırs niye"
Cem Sultan vakası Osmanlı
tarihinde Yıldırm Bayezid'in Timur'un elinde esir düşüp, demir kafese
hapsedilmesinden sonra ikinci büyük trajik hadisedir. Rumeli'den tekrar Osmanlı
topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan, 13 yıl esir hayatı yaşadı. En son
Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış, ancak büyük bir ihtimalle
zehirlendiği için bir hafta içinde yolda vefat etmiştir.
Papa'nın bir haçlı seferine
kumanda ederek Osmanlı devleti ile savaşma teklifini reddettiğinde Papa, dilini
anlamadığını zannettiği Cem Sultan'a:
"Öyleyse burada it gibi
sürün" demesine karşılık olarak Cem Sultan, Papa'ya şöyle demiştir:
"Sizin elinize düşen itten
beter olmayacağızdı da, ya nice olacağızdı" ve Papa'yı utandırmıştır.
Cem Sultan'ın bakım
masrafları için Papa, Sultan İkinci Bayezid'den yılda 40.000 altından fazla para
kopartmayı başarmış, Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı
fetihlerini durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet
teşkil etmiştir.
Cem Sultan, bunca olaydan
sonra 25 Şubat 1495'de vefat etti. Sultan İkinci Bayezid bu olaya çok üzüldü ve
üç gün yas ilan etti ve Cem Sultan'ın gıyabında cenaze namazı kıldırdı. Sultan
İkinci Bayezid Cem Sultan'ın naaşını alabilmek için çok uğraştı.
Vefatından 4 yıl sonra 1499
yılının Ocak ayında Cem Sultan'ın cenazesi Osmanlı topraklarına getirilerek
Bursa'da kardeşi Şehzade Mustafa'nın yanına gömüldü. Böylece yıllar süren
macerası sona erdi ve en azından cenazesi kendi topraklarına defnedildi.
BALKANLARDA İLERLEME
Sultan İkinci Bayezid siyasi
ve askeri faaliyetlerine Rumeli'de başladı. Bosna, Fatih Sultan Mehmed döneminde
Osmanlı topraklarına katılmış, Hersek ise henüz alınamamıştı. 1483'de yapılan
akınlar sonucu, bu bölge kesin olarak Osmanlı Devleti'ne katıldı.
Boğdan vergiye bağlandı.
Boğdan Prensliği'ne bağlı Kilya (15 Temmuz 1484) ve Akkerman (9 ağustos 1484)
kaleleri fethedildi. 1491 yılında Macaristan'a büyük akınlar düzenlendi. Sultan
İkinci Bayezid 31 Mayıs 1499'da da Yunan seferine çıktı.
Memlük Devleti'nin, Cem
Sultan'ı koruması ve Ramazanoğulları ile Dulkadiroğulları Beylikleri üzerinde
etkili olarak, Anadolu'nun işlerine karışması, gergin olan Osmanlı-Memlük
ilişkilerini iyice bozdu. 1485 yılında savaşlar yapıldı. Yapılan savaşlardan
önemli bir sonuç elde edilemedi. Adana ve Tarsus gibi yerler, Mekke-Medine
vakıflarına bağlı oldukları gerekçesiyle geri verildiler (1491).
SAFEVİLER VE ŞAH KULU
Sultan İkinci Bayezid
döneminde İran'a Safeviler hakim oldu. 1501'de Tebriz'i alan Şah İsmail, giderek
kuvvetleniyordu. Anadolu'da da kendisine ve mezhebine birçok yandaş buldu.
Bir çok Türkmen kitlesini
yanına aldı. İran ve Azerbaycan'da etkisini gösteren Şah İsmail, Doğu Anadolu'da
Osmanlı Devleti'ni ciddi derecede tehdit etmeye başlamıştı. Anadolu'ya bir çok
Şii propagandacı yollayan Şah İsmail, bu sayede Anadolu'yu yönetimi altına almak
istedi.
Propaganda faaliyetleri
etkisini göstermeye başlamıştı. 9 Nisan 1511'de Hamideli ve Teke taraflarında
Şah Kulu adında bir Şah İsmail taraftarı isyan çıkardı. Bu isyan güçlükle
bastırıldı.
Şah Kulu yakalanarak idam
edildi. Sultan İkinci Bayezid'in son dönemlerinde ortaya çıkan bu isyan ülkeyi
bunalıma sürükledi. Şehzadeler arasında babalarına ve birbirlerine karşı bir
mücadele başladı.
VENEDİKLE SAVAŞ
İstanbul'un alınmasıyla
ekonomik alanda en çok zarar gören devlet Venedik olmuştu. Fatih Sultan Mehmed
zamanında kendilerine kapitülasyonlar verilmiş ve bu sayede Haçlı birliğinden
ayrılmışlardı. Fakat Venedik her zaman için Osmanlı aleyhtarı bir politika
izleyerek, zaman zaman Mora halkını kışkırtıyordu. Sultan İkinci Bayezid bu
sorunu kökünden çözmeye ve Venediklilerin ellerinde kalan yerleri de almaya
karar verdi.
Karadan ve denizden
yapılan kuşatmayla İnebahtı (1499), ardından Moron, Koron ve Navarin kaleleri
ele geçirildi. Yunan adalarının da fethedilmesi üzerine, Osmanlılarla başa
çıkamayacağını anlayan Venedikliler barış istediler. Yapılan barış antlaşmaları
sonunda, Osmanlı'nın fethettiği yerler tekrar Venediklilere verildi.
ŞEHZADE SELİM
Sultan İkinci Bayezit'in
sekiz oğlu olmuş, bunlardan Ahmet, Korkut ve Selim dışındakiler babalarının
sağlığında ölmüşlerdi. Hayatta olanların en büyüğü Ahmet, ikincisi Korkut, en
küçüğü ise Selim'di. Ahmet Amasya'da, Korkut Manisa'da, Selim ise Trabzon'da
vali olarak bulunuyorlardı.
İkinci Bayezid Şah İsmail
olayında gevşek davranmış devlet işleri bozulmaya başlamıştı. Babasının tahtan
ayrılacağı haberini alan Selim harekete geçti. 3 Ağustos 1511 tarihinde Uğraş
Deresi bölgesinde babasıyla savaşan Şehzade Selim yenildi.
Devlet erkanı Bayezid'in
yerine, Şehzade Ahmed'in padişah olmasını istiyordu. Yeniçeriler ise Şehzade
Ahmed'i desteklemiyordu. Ahmed'in başarılı olamaması üzerine Selim aleyhtarları
bu sefer de Korkut'u davet ederek padişah olmasını istediler. Yeniçeri ocağına
gelen Şehzade Korkut'a saygı gösterildi ise de, Selim'den başkasını padişah
olarak görmek istemediklerini söylediler.
Sultan İkinci Bayezid
baskılara daha fazla dayanamadı. 19 Nisan 1512'de Osmanlı tahtına davet edilen
Trabzon Valisi Şehzade Selim, Yenibahçe'de kurulan otağa yerleşti. Tahta
çıktığında 2.214.000 km.kare olan Osmanlı topraklarını 2.375.000 km.kareye
çıkaran Sultan İkinci Bayezid, 24 Nisan 1512'de tahttan çekildi.
MİMARİ ESERLER
Sultan İkinci Bayezid
İstanbul'da birbirinden güzel bir çok mimari eser ve kütüphaneler yaptırdı.
1505'de İstanbul Bayezid Camii ibadete açıldı. 14 Eylül 1509'da tarihinde
"Kıyamet-i Suğra - Küçük Kıyamet" adıyla anılan deprem meydana gelmişti. Bu
deprem İstanbul'u harabe haline getirdi. 1510 yılında İstanbul yeniden inşa
edilmeye başlandı.
Sultan İkinci Bayezid'in
yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır;
İstanbul Davud Paşa Camii,
Tokat Hatuniye Camii,
Çemberlitaş Atik Ali Paşa
Camii,
Amasya Sultan İkinci Bayezid
Külliyesi,
Amasya Bayezid Medresesi,
Edirne Bayezid Camii ve
Medresesi,
İstanbul Bayezid Medresesi,
İstanbul Şehzade Camii.
TUĞRASI

|