| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 494 |
 |
| Padişahlık sırası |
30 |
| Saltanat süresi |
28 Temmuz 1808 – 2 Temmuz 1839 |
| Önce gelen |
IV. Mustafa |
| Sonra gelen |
Abdülmecit |
| Doğumu |
20 Temmuz 1785 |
| Ölümü |
2 Temmuz 1839 |
| Annesi |
Nakşidil Valide Sultan |
| Babası |
I.Abdülhamit |
SULTAN İKİNCİ
MAHMUD (1808 – 1839)
HAYATI
Sultan İkinci Mahmud, 20
Temmuz 1785 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid,
annesi Nakşidil Valide Sultan'dır. Orta boylu, geniş omuzlu, beyaz sakallı,
zarif ve sevimli yüzlüydü. Diğer Osmanlı padişahları gibi kuvvetli bir tahsil
gördü. Öğrenimi ile Sultan Üçüncü Selim padişahlığı sırasında bizzat meşgul
olmuştu.
Cesur, temkinli, sabırlı ve
azimli bir kişiliğe sahip olan Sultan İkinci Mahmud, Alemdar Mustafa Olayı
sonrasında, 28 Temmuz 1808 tarihinde tahta çıktığında 23 yaşındaydı. Zeki ve
bilgili bir insan olan Sultan İkinci Mahmud, Avrupa'daki yenileşme hareketlerini
benimsemişti. Adalet işlerine gereken önemi verdi, yeni kanun ve tüzükler
hazırlattı ve bu sebeple kendisine "Adli" sanı verildi.
Şiiri, edebiyatı ve bilimi
seven, halk arasında dolaşmayı ve onların dertlerini dinlemeyi gerekli gören
Sultan İkinci Mahmud, Osmanlı İmparatorluğu'nu gerek sosyal bakımdan, gerekse
uygarlık açısından ileri bir ülke yapmaya çalıştı. Sultan İkinci Mahmud
yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak, 1 Temmuz 1839 günü dinlenmek
için gittiği kardeşi Esma Sultan'ın Çamlıca'daki köşkünde, 54 yaşında vefat
etti. Büyük bir cenaze töreni ile halkın gözyaşları arasında Divan Yolu'ndaki
türbesine defnedildi.
Erkek Çocukları: Abdülmecid,
Abdülaziz, dört tane Ahmed isimli Şehzade, Bayezid, Abdülhamit, Süleyman, Mehmed,
Murad, Nizameddin, Mehmed, Abdullah, Osman
Kız Çocukları: Emine Sultan,
Hamide Sultan, Hayriye Sultan, Şah Sultan, Saliha Sultan, Ayşe Sultan, Atike
Sultan, Fatma Sultan, Münire Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Adile Sultan
OSMANLI - RUS İLİŞKİLERİ
Sultan İkinci Mahmud tahta
geçtiği zaman Osmanlılar Ruslarla savaş halindeydi. İngiltere ile 1809'da
yapılan antlaşma sonucu Ruslarla savaşa devam kararı alındı. Rusların Fransa ile
olan sorunları, Osmanlı Devleti ordularının yıllarca süren savaştan yorgun
düşmesi yüzünden iki devlet de barış imzalamaya mecbur kaldılar.
28 Eylül 1812 tarihinde
imzalanan Bükreş Antlaşması ile Rusya, Eflak ve Boğdan'dan çekilecek, Baserabya
bölgesi ise Ruslara bırakılacaktı. Osmanlılar Bosna ve Eflak'dan iki yıl vergi
almayacak, Sırplar kendi içlerinde serbest kalacaktı. Tuna nehrinde hem Osmanlı,
hem de Rus gemileri serbestçe dolaşabilecekti. Prut ve Tuna nehirlerinin sol
sahilleri iki ülke arasında sınır kabul edilecekti.
SIRP İSYANI
Fatih zamanında fethedilen
Sırbistan, Osmanlının adaletli ve hoşgörülü yönetiminden çok memnundu. Ancak
Rusya ve Avusturya'nın kışkırtmaları, 17.yy'da Osmanlı yönetimindeki otorite
zayıflığı, yeniçerilerin halka iyi davranmaması ve Fransız İhtilalinden sonra
ortaya çıkan milliyetçilik akımları sonucu Sırp isyanı çıktı. 1804 yılında Kara
Yorgi'nin başlattığı Sırp isyanını Rusya desteklemişti. Osmanlı Devleti Rus
savaşı ile meşgul olduğu için, Sırp isyanı 1812'den sonra ancak bastırılabildi.
Osmanlı ve Rusya arasında imzalanan Bükreş antlaşması ile Sırplara bazı
imtiyazlar verildi.
Sırbistan'daki ikinci isyanı
Miloş Obronoviç çıkardı. Osmanlı Devleti Miloş'u Sırp Prensi olarak kabul etti.
1828-29 yılları arasında yapılan Edirne antlaşması ile Sırbistan yarı bağımsız
hale geldi.
NAVARİN OLAYI
Çok uluslu bir devlet olan
Osmanlı İmparatorluğu'nda, Yunanlılar da Fransız İhtilali'nin etkisi altında
kalmışlardı. Rusya ve Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ile birlikte, Etnik-i
Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları sonucu Yunanlılar Osmanlı Devleti'ne karşı
harekete geçtiler. Etniki Eterya cemiyetinin amacı Bizans İmparatorluğu'nu
yeniden kurmaktı. Rus Çarının yaveri Alexander İpsilanti'nin kurduğu bu cemiyet
Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa'nın varlığından dolayı rahat hareket
edemiyorlardı. Tepedelenli Ali Paşa'nın Osmanlı yönetimine karşı isyan etmesini
fırsat bilen Yunanlılar ayaklandılar. Eflak'da başlayan bu ayaklanma kısa bir
sürede bastırıldı.
İkinci isyan Mora'da çıktı.
Kısa sürede genişleyen bu isyanı bastırması için, başarılı olduğu takdirde Mora
ve Girit valilikleri vaad edilen Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa
görevlendirildi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki
kuvvetli bir ordu ve donanmayı Mora'ya gönderdi ve isyanın bastırılmasını
sağladı. Yunan İsyanın bastırılması Avrupa'da büyük üzüntü yarattı.
Ayrıca Mora ve Girit'in
Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın eline geçmesi İngitere'nin işine gelmemişti. Zayıf
bir Yunan Devleti'nin kurulması İngiltere ve Rusya'nın çıkarlarına daha uygundu.
İngiltere, Rusya ve Fransa
aralarında bir antlaşma yaparak Yunanistan'a bağımsızlık verilmesini istediler.
Sultan İkinci Mahmud'un bu isteği reddetmesi üzerine Mora'nın Navarin Limanında
demirlemiş olan Osmanlı donanması yakıldı.
EDİRNE ANTLAŞMASI
Rusya, Sultan İkinci
Mahmud'un Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması ile sonuçlanan olaylardan
dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine, Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı.
Sultan İkinci Mahmud bu
arada Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli
yeni bir askeri teşkilat kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış olan
bu ordu Rus kuvvetleri karşısında önemli bir varlık gösteremedi. Eflak ve
Boğdan'ı işgal eden Ruslar, Tuna'ya kadar indiler. Balkanları aşan Rusya, batıda
Edirne, doğuda ise Erzurum'a kadar ilerledi. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı
Devleti barış istedi. Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması sonunda, Yunanistan'a
bağımsızlık verildi. Eflak, Boğdan ve Sırbistan'a imtiyazlar tanındı. Ruslar
işgal ettikleri yerleri geri verdiler. Rus ticaret gemilerine boğazlarda geçiş
hakkı tanındı. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
KAVALALI İSYANI
Kavalalı Mehmed Ali Paşa
Napolyon tarafından işgal edilen Mısır'ı kurtarmak için Mısır giden
gönüllülerdendi. Okur yazar değil fakat zeki bir kimseydi. Askeri yeteneklere de
sahip olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Kahire'de başı bozuk askerin belli bir
disiplin altına alınmasını sağlamış, gösterdiği başarılardan sonra Mısır'a vali
olmuştu (1804).
Kavalalı Mehmed Ali Paşa
valililiği sırasında önemli hizmetleri bulunan değerli bir devlet adamıydı.
Kölemen beylerini ortadan kaldırmıştı. Fransızların desteğiyle kuvvetli bir ordu
ve donanma kurmuş, sulama kanalları açarak tarıma önem vermiş ve Mısır'ın
kalkınmasını sağlamıştı.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa,
Mora isyanı sırasında Mora ve Girit valiliklerinin kendisine verilmesi şartıyla
Sultan İkinci Mahmud'a yardım etmişti. Mora isyanını bastıran Kavalalı Mehmed
Ali Paşa, Osmanlı Rus savaşlarında Osmanlı Devleti'nin yardım istemesine rağmen
kuvvet göndermedi. Mora valiliği yerine Suriye valiliğini isteyen Kavalalı
Mehmed Ali Paşa, bu isteğinin reddedilmesi üzerine Suriye'yi işgal etti.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu olan İbrahim Paşa, isyan sırasında Suriye'yi
aldı. Torosları geçen İbrahim Paşa Adana ve Konya'da Osmanlı kuvvetlerini
yenilgiye uğrattı.
Bu başarılardan sonra Mehmet
Ali Paşa kuvvetlerini İstanbul'a kadar durdurabilecek herhangi bir güç
kalmamıştı. Sultan İkinci Mahmud Ruslardan yardım istedi. Rus donanmasının
İstanbul'a gelmesinden tedirgin olan İngilizler ve Fransızlar, Mısır ile Osmanlı
Devleti arasında bir barış antlaşması imzalanmasını sağladılar. Osmanlı Devleti
ile Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasında imzalanan Kütahya
antlaşmasına göre, Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya Mora ve Girit valiliklerinin yanı
sıra Suriye valiliği, Oğlu İbrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine olarak Adana
Valiliği de verildi.
Mısır'da güçlü bir yönetimin
bulunması İngilizlerin işine gelmemişti. Çünkü Mehmet Ali Paşa İngilizlerin bu
bölgede ticaret yapmalarını engelliyordu. Bu sorunun o bölgede tekrar Osmanlı
Devleti'nin hakim olmasıyla çözüleceğine inanan İngiltere, Sultan İkinci
Mahmud'u Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya karşı kışkırttı. Nizip'te Osmanlı ordusu
ile yapılan savaşta Osmanlı ordusu bir kez daha yenildi. Kaptan-ı Derya Ahmet
Paşa Osmanlı donanmasını Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya teslim etti (1839). Artık
Osmanlı Devleti'nin, kendi valisine karşı yaptığı savaşlar sonunda ne ordusu, ne
donanması kalmıştı. Bu gelişmelerin yaşandığı günlerde Sultan İkinci Mahmud
öldü, yerine oğlu Abdülmecid Osmanlı padişahı oldu.
BOĞAZLAR
Sultan İkinci Mahmud Mehmed
Ali Paşa isyanı sırasında boğazlara gelen Ruslarla, Hünkar İskelesi Antlaşmasını
imzaladı (1833). İmzalan bu antlaşma ile aşağıdaki maddeler kabul edildi;
1- Hem Osmanlı Devleti, hem
de Rusya herhangi bir savaşa girdiğinde birbirlerine yardım edeceklerdi.
2- Osmanlı Devleti, savaş
tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı zaman Rusya, Osmanlı Devleti'ne kuvvet
gönderecekti.
3- Rusya'ya karşı bir
saldırı olduğu zaman, Osmanlı Devleti Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını
kapatarak diğer ülke donanmalarının Karadeniz'e açılmalarına engel olacak ve
Rusya bu sayede güneyden deniz yoluyla gelecek saldırılarla uğraşmak zorunda
kalmayacaktı.
4- Bu antlaşma sekiz yıl
boyunca yürürlükte kalacaktı
Bu antlaşma Osmanlı
Devleti'nin boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullanarak imzaladığı son
antlaşmadır. Ayrıca Ruslar bu antlaşma sayesinde Karadeniz'de güvenliklerini
sağlamış oluyorlardı.
ISLAHAT HAREKETLERİ
Sultan Üçüncü Selimin
yanında yetişmiş olan Sultan İkinci Mahmud ondan etkilenmiş, padişahlığı
döneminde de ıslahatlar yapmanın gerekliliğine inanmıştı. Askeri ve İdari alanda
ıslahatlar yapmaya çalışan Sultan İkinci Mahmud, Sekban-ı Cedit adı verilen yeni
bir askeri teşkilat kurdu (14 Ekim 1808). Ancak yeniçeriler kendilerine tehlike
olabilecek alternatif bir askeri kuvvet istemiyorlardı. Ayaklanarak Sekban-ı
Cedit'in kaldırılmasını sağladılar.
Eşkinci adı verilen yeni bir
askeri teşkilat kuran Sultan İkinci Mahmud'a karşı yeni bir yeniçeri ayaklanması
oldu. Sultan İkinci Mahmud, artık Osmanlı Devleti için kanayan bir yara haline
gelen yeniçeri ocaklarını Vaka-i Hayriye adı verilen olayla ortadan kaldırıldı
(15 Haziran 1826). Yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra, onun yerine Asakir-i
Mansure-i Muhammediye adı verilen yeni bir askeri teşkilat oluşturuldu.
Yapılan yeniliklerin
merkezden uzakta bulunan valiler ve idareciler tarafından da benimsenmesi
gerektiğine inan Alemdar Mustafa Paşa, Sultan Mahmud döneminde Ayanlarla Sened-i
İttifak'ı imzaladı. Buna göre ayanlar merkeze sadık kalacak ve yenilik
hareketlerini destekleyecek, padişahlar da ayanların elde etmiş oldukları
hakları tanıyacaktı. Sened-i İttifak ile ayanlar padişahın mutlak otoritesine
karşı siyasi bir meşruiyet kazanmış oluyorlardı. Padişah otoritesinin başka
herhangi bir güçle ortaklık kabul etmesi mümkün değildi ve Osmanlı idari
yapısının hem ruhuna, hem de tabiatına aykırıydı. Bu sebeple zaten ölü doğan
Sened-i İttifak çok uzun ömürlü olmadı. Kısa bir süre sonra Sultan İkinci Mahmud,
idareyi tamamen eline alarak ayanları bir bir ortadan kaldırarak merkezi
otoriteyi güçlendirmeye çalışmıştır.
Sadece askeri alandaki
yeniliklerle bir yere varılamayacağını düşünen Sultan İkinci Mahmud, Divan
Teşkilatı'nı kaldırarak onun yerine Bakanlıklar (nazırlık) kurdu. 30 Mart
1838'de Sadrazamlık makamına "Başvekalet", Sadrazama "Başvekil" denilmesi
kararlaştırıldı. Ölen ya da azledilen devlet memurlarının mallarına el konması
anlamına gelen "Müsadere" usulünü kaldırdı. Ayrıca devlete ıslahat
hareketlerinde yardımcı olmak, yeni teklifler getirmek, memurların terfi ve
yargılanmasıyla uğraşmak üzere Darü'ş Şuray-ı Bab-ı Ali kuruldu.
Sosyal alanda da bazı
yenileşme hareketlerine ve ıslahatlara girişen Sultan İkinci Mahmud, 3 Mart
1929'da kıyafet değişikliği hakkında bir ferman yayınlandı. İlk Türk gazetesi
Takvim-i Vekayi yayın hayatına başladı (1 Kasım 1831). Medreselerin yanında
Avrupalı tarz eğitim veren yeni okullar açıldı ve Avrupa'ya öğrenciler
gönderildi.
Posta teşkilatının kurulması
ve Karantina uygulaması da yine Sultan İkinci Mahmud döneminde gerçekleştirildi.
Avrupalı tüccarlarla rekabet edebilmeleri için Türk tüccarlara gümrük
kolaylıkları getirildi. İlk nüfus sayımı yapıldı. Bu sayım sonucunda Anadolu'da
2.500.000'dan fazla, Rumeli'de de 1.500.000 erkek vatandaşın yaşadığı tespit
edildi.
Ülke içinde ve dışında
yapılacak seyahatlar için, bazı esaslar kabul edildi. Buna göre ülke içinde
seyahat yapacak yurttaşlar Mürur Tezkiresi (geçiş belgesi) taşıyacaklar, ülke
dışına çıkacak yurttaşlar da Hariciye Nezaretinden (Dış İşleri Bakanlığı)
pasaport alacaklardı.
MİMARİ ESERLER
Sultan İkinci Mahmud
döneminde, mimari alanda da yeni bir gelişmenin başladığı görülür.
İmparatorluğun değişik bölgelerinde birbirinden güzel yapılar inşa edildi.
Sultan İkinci Mahmud'un yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır;
Rodos Süleymaniye Camii,
İzmir Bıyıklıoğlu Mahmud
Camii,
hayatını kurtaran Cevri
Kalfa'nın adını verdiği mektep,
Nusretiye Camii,
İstanbul Kocamustafapaşa
Küçük Efendi Camii ve Külliyesi,
Taş Kışla,
Gülhane Parkı girişindeki
Alay Köşkü.
Sultan İkinci Mahmud ayrıca,
İstanbul'daki bütün büyük camilerin tamirini de yaptırdı.
Unkapanı köprüsü yine onun
zamanında yapıldı.
Mekke-i Mükerreme'de bir
medrese yaptırdı ve
Mescid-i Aksa'yı tamir
ettirdi.
Aynı zamanda hattat,
bestekar ve şair olan Sultan İkinci Mahmud yazdığı şiirlerde Adli mahlasını
kullandı.
TUĞRASI

ULAŞTIĞI SINIRLAR

|