| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 395 |
Yeni Sayfa 1
 |
| Padişahlık sırası |
13 |
| Saltanat süresi |
16 Ocak 1595 –
21 Aralık 1603 |
| Önce gelen |
III. Murat |
| Sonra gelen |
I. Ahmet |
| Doğumu |
26 Mayıs 1566 |
| Ölümü |
21 Aralık 1603 |
| Annesi |
Safiye Sultan |
| Babası |
III. Murat |
SULTAN ÜÇÜNCÜ MEHMET (27 Ocak 1595 – 1603)
HAYATI
Sultan Üçüncü Mehmed 26
Mayıs 1566'da Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Murad, annesi Safiye
Sultan'dır. İsmini, Fatih Sultan Mehmed'e benzemesi için, büyük dedesi Kanuni
Sultan Süleyman koydu. Orta boylu, kumral saçlı ve güzel yüzlüydü. Çok kuvvetli
bir ilim tahsili yaptı ve Tacüt-Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi'den dersler
aldı. Sultan Üçüncü Mehmed, 1583'te Manisa sancakbeyliğine tayin edildi. 1595
yılının Ocak ayına kadar görev yaptığı Manisa'dan, babasının ölüm haberi üzerine
hareket ederek, 27 Ocak 1595 tarihinde geldiği İstanbul'da Osmanlı tahtına
oturdu.
Sultan Üçüncü Mehmed
annesini çok sever, sayar ve dinlerdi. Bundan yararlanan annesi Safiye Sultan,
Osmanlı sarayında hakimiyet kurdu. Bazı konularda padişahı zorlayıp istediğini
yaptırıyor, bu da devlet işlerinde karışıklıklara sebep oluyordu. Dinine çok
bağlı ve tasavvufa da son derece meraklıydı. Hz. Muhammed'in (S.A.V) ismi
anılınca, saygısından derhal ayağa kalkardı. Üçüncü Mehmed devri duraklama
dönemine rastlar. Sultan Üçüncü Mehmed, kolayca üzüntüye kapılır, yemekten,
içmekten kesilirdi. Celali isyanları ve İran savaşlarının çok uzun sürmesi onu
büyük üzüntü içinde bıraktı. İçkiyi sıkı bir şekilde yasaklayıp, bütün gizli
meyhaneleri kapattırdı.
Erkek Çocukları: Birinci
Ahmed, Birinci Mustafa, Selim, Mahmud
AVUSTURYA VE EFLAK SEFERLERİ
Sultan Üçüncü Mehmed'in
babası Sultan Üçüncü Murad vefat ettiğinde Osmanlı-Avusurya savaşları devam
ediyordu. Sultan Üçüncü Mehmed de tahta çıkar çıkmaz Avusturya ve Eflak
sorunlarıyla ilgilendi. 1595 yılında Avusturya kuvvetleri Estergon Kalesi'ni
kuşatmışlar, 40 km uzakta olan Mehmed Paşa Estergon kalesine yardıma gitmemişti.
Hiçbir yardım alamayan Estergon Kalesi kahramanca direnmesine rağmen, sayıca
üstün olan Avusturyalılara teslim olmak zorunda kaldı (2 Eylül 1595).
Sinan Paşa, Eflak Prensi
Mihai Viteazul üzerine seferler düzenledi. Osmanlı kuvvetleri Bükreş ve
Tergovişte'yi ele geçirdiler. Fakat çok geçmeden Mihai karşı saldırıya geçti ve
Osmanlı kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada bataklıklara düşen
Osmanlı askerlerinin büyük bir kısmı şehit oldu. Daha sonra Tuna'dan karşı
kıyıya geçilirken gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı yeni bir saldırıya
maruz kalan Osmanlı akıncıları çok büyük kayıplar verdi.
Estergon Kalesinin
düşmesinden sonra Tuna kıyısındaki Vişegrad da düşmanın eline geçti. Birçok
önemli kale ve şehirlerin kaybedilmesi İstanbul'da devlet erkanı ve
yeniçerilerin tepkisine neden oldu. Yeniçeriler de Sultan'ın sefere çıkmasını
istiyorlardı.
EĞRİ KALESİ'NİN FETHİ
Durumun kötüye gittiğini
anlayan Sultan Üçüncü Mehmed devlet büyüklerini toplayıp şöyle dedi:
"Ceddimiz, devletimizin
kurucusu Osman Gazi Hazretleri'nden, büyük dedemiz Kanuni Sultan Süleyman'a
kadar bütün padişahlar askerin önünde sefere çıkmışlardır. Dedemiz Sultan İkinci
Selim'le (Sultan İkinci Selim) cennetmekan pederimiz Sultan Murad (Sultan Üçüncü
Murad) bu usulü bozdular. Biz dahi, başlangıçta seferi paşalarımıza ısmarlamakla
hataya düştük. Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek isterler. Kararımız
odur ki; yakında sefere çıkacağız. Hazırlıklar tamamlansın. Küffara haddini
bildirmeye gitmek gerekir."
Sultan Üçüncü Mehmed
kendisine karşı çıkan annesi Safiye Sultan'a da şöyle der:
"Valide, biz Sultan oğlu
sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camiinde bu kılıcı niçün kuşandık?
Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz."
20 Haziran'da ordu hareket
etti ve kuşatılan Eğri Kalesi 12 Ekim 1596'da padişaha teslim edildi.
HAÇOVA ZAFERİ
Eğri Kalesi'nin fethinden
sonra, Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da Avrupa
ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya, Alman, Erdel, İspanyol, Fransız, Çek
ve Leh kuvvetleri vardı.
Avusturya Arşidükü Maxmilien
komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan savaşta Osmanlı birlikleri, düşman
birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok askerimiz şehit oldu.
Ordu merkezinin ele
geçirilip padişahın ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak bu gelişmelerden haberi
olmayan akıncılar canla başla savaşa devam ediyordu. Yalnızca bu akıncı
birliklerinin mücadelesi bile düşman ordusunun dağılmasına yetti ve kazanılan
Haçova Zaferi ile Osmanlılara Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596).
Haçova Savaşı'ndan sonra
Sultan Üçüncü Mehmed İstanbul'a döndü. Avusturya Cephesi'ne Satırcı Mehmed Paşa
atanmıştı. Tata Kalesi'ni geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa, Budin'in
kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Bu
arada Avusturya temsilcileri ile bir barış antlaşması yapılmaya çalışıldıysada,
olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri Kanuni Sultan
Süleyman zamanında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele geçirdiler (1598).
KANİJE KALESİ'NİN FETHİ
Satırcı Mehmed Paşa iki
yıldır hiçbir askeri başarı kazanamamıştı. Bu süre içinde bazı Osmanlı kaleleri
Avusturyalıların eline geçmişti. Mehmed Paşa'nın idamı üzerine, Sadrazam Damat
İbrahim Paşa ordunun başına geçti ve Belgrad'a geldi. Bu sırada Avusturya barış
istemişti.
Avusturyalılar daha önce
geri aldıkları Eğri'yi ve Hatvan'ı bize vermeyi önerdiler. Bu öneriye karşılık,
Osmanlı temsilcileri Estergon, Neograd, Vürek ve Yanıkkale'yi istediler.
Antlaşma yapılamadı.
Belgrad'da kışı geçiren
Damat İbrahim Paşa, Kanije Kalesi'ni kuşatıp sıkıştırmaya başladı. Kuşatma devam
ederken, kale içinde esir olan Türklerin canlarını feda etmek uğruna havaya
uçurdukları barut deposu kalenin harap olmasına yol açtı. Ancak yine de teslim
olmayan Kanije Kalesi'nin yardımına bu seferde Philippe Emmanuel komutasındaki
20.000 kişilik bir ordu geldi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu kahramanca
savaşmaya devam etti. Yardıma gelen düşman ordusunun geri çekilmesi üzerine, 40
gün süren bir kuşatmadan sonra Kanije teslim oldu.
Beylerbeyliğin merkezi
Kanije'ye alındı, Kanije Beylerbeyliği Tiryaki Hasan Paşa'ya verildi. Sultan
Üçüncü Mehmed, bu başarısından dolayı Damat İbrahim Paşa'ya kendisi padişah
olarak yaşadığı sürece sadrazamlıkta kalacağı vaadinde bulundu (10 Eylül 1601).
Kanije kalesini geri almaya çalışan Arşidük Ferdinand, Kanije'yi büyük bir
orduyla kuşattı. Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki az sayıda asker iki aydan
fazla kaleyi korudu. Yiyecek içecek malzemesi ve cephanesi tükenmeye başlayan
Osmanlı kuvvetleri beklenmedik bir çıkışla kendisinden kat kat üstün görünen
düşman ordusunu Kanije kalesi önünde yendi (18 Kasım 1601). Bu zaferden sonra
İstolni, Belgrad ve Estergon, 1603'de de Uyvar fethedildi.
İRAN İLİŞKİLERİ
İran 1590 yılında imzalanan
ve 13 yıl süren antlaşmayı bozmuştu.
Şah I. Abbas, Osmanlı
Devleti'nin Avusturya ile savaş halinde olmasını fırsat bildi. Ferhat Paşa
Antlaşmasıyla kaybettiği toprakları geri almaya çalışan İran, Osmanlı
Devleti'nde çıkan Celali isyanlarından da yararlanmaya çalışarak 25 Ağustos
1603'de savaş açtı.
Şah Abbas Tebriz'i ve
Erivan'ı aldı. İran ile savaş devam ederken III. Mehmed 38 yaşında vefat etti.
MİMARİ ESERLER
İmar konusunda çalışmalar
yaptıran Sultan Üçüncü Mehmed,
Süt annesi Halime Hatun
adına Gölmarmara Halime Hatun Camii ve Külliyesini,
Ayrıca validesi Safiye
Sultan adına da Yeni Valide Camii ve Külliyesini yaptırdı.
Bundan başka birçok camiyi
tamir ettiren Sultan Üçüncü Mehmed, Yeni Camii'nin de temelini attırdı.
TUĞRASI

|