| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 419 |
Yeni Sayfa 6
 |
| Padişahlık sırası |
17 |
| Saltanat süresi |
10 Eylül 1623 – 8 Şubat 1640 |
| Önce gelen |
II. Osman |
| Sonra gelen |
I. İbrahim |
| Doğumu |
27 Temmuz 1612 |
| Ölümü |
8 Şubat 1640 |
| Annesi |
Kösem Sultan |
| Babası |
I. Ahmet |
SULTAN DÖRDÜNCÜ MURAD(1623 – 1640)
HAYATI
Sultan Dördüncü Murad 26
Temmuz 1612 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed, annesi
Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Annesi Rumdur. Sultan Dördüncü Murad, uzun boylu,
iri cüsseli, yuvarlak yüzlü ve heybetli bir padişahtı. Osmanlı Sultanlarının en
kudretlilerinden biri olarak tarihe geçti. Son derece zeki, gözü pek, cesur,
kuvvetli ve enerjik bir insandı.
Sultan Dördüncü Murad çok
iyi cirit ve ok atardı. Bu gücünü katıldığı savaşlarda da gösterdi. Dinin
hükümlerini çok iyi bilir Şeyhülislam Yahya Efendi'ye "Baba" diye hitap ederdi.
İçki ve tütünü yasakladı. Gece sokağa çıkma yasağı koydu. Arapça'yı ve Batı
dillerini çok iyi bilirdi. İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça
ilim meclislerine gider, onları yeni çalışmalar yapmaları için teşvik ederdi.
Sultan Dördüncü Murad döneminin önemli olaylarından biri de, Hazerfan Ahmed
Çelebi'nin kanat takarak Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçmasıydı.
Sultan Dördüncü Murad,
çevresinde olup bitenleri dikkatle takip eder, inisiyatifini kullanmakta asla
tereddüt etmezdi. Hükümdarlığının ilk yıllarında annesinin etkisinde kaldıysa da
daha sonra kadınların saltanatına son verdi, hain ve hilekar sadrazamları
şiddetle cezalandırdı. Memleket meselelerini yakından takip edip, çözümler
üretmeye çalıştı. 17 yıl hükümdarlık yaptıktan sonra, Niksir hastalığından
dolayı henüz 28 yaşında vefat etti.
Sultan Dördüncü Murad'ın
saltanatını 2 devreye ayırmak mümkündür. Henüz 11 yaşında iken tahta geçtiğinden
devlet işleri büyük ölçüde annesi Kösem Sultan'ın elinde yürümekteydi. Onunla
birlikte olan vezirler, gözünün önünde Hafız Ahmed Paşa'yı askere
parçalatmışlar, genç padişahı da korkuyla dehşete düşürmüşlerdir.Osmanlı
memleketlerinde asayiş ve huzur kalmamış, zorbalar şehirleri ele
geçirmişleridir. Delikanlılık çağında idareyi bizzat ele aldıktan sonradır ki
Sultan Dördüncü Murad, biraz da şiddet yolu ile bütün zorbaları bastırmış,
tekrar devlet hakimiyetini kurmuştur. Tütün yasağı bahanesiyle kahvehanelerde
toplanan işsiz güçsüz zorba takımını sindirmiş, şiddetli ceza ve hatta idamlarla
tekrar idari ve adli nizamı kurabilmiştir.
İRAN SEFERLERİ
Sultan Dördüncü Murad tahta
geçtiğinde ülkede siyasi ve ekonomik sorunlar çok ağırlaşmış, Anadolu'da ve
Rumeli'de isyancılar etkin duruma geçmişti. Bu dönemde Bağdat valisi Yusuf Paşa
idi. Ancak bu bölgenin idaresi zenginliği ile ünlü Subaşı Bekir'in elindeydi.
İdareyi zorla ele geçirmeye çalışan Subaşı Bekir ve Abaza Mehmed Paşa ayaklandı.
Vali olmak istediğini bildiren Bekir Subaşı'ya Osmanlı Devleti vali olduğuna
ilişkin emirnameyi gönderdi.
Safevi Devleti'nden de daha
önce yardım isteyen Bekir Subaşı, Osmanlı Devleti tarafından vali atanınca
kendisine yardım etmek amacıyla çağırdığı İran askerlerini kovdu. Bu durumdan
yararlanmaya çalışan Şah Abbas Bağdat'ı işgal etti. (1624)
17 yıl sürecek savaş
başladığında Sultan Dördüncü Murad daha çocuk yaşlardaydı. Bu sebeple savaşın
ilk yıllarında İran büyük başarılar elde etti. Sultan Dördüncü Murad, ilerleyen
yıllarda iç isyanları nispeten kontrol altına aldı ve saray içinde düzenlemeler
yaptı. İran meselesine de büyük önem veriyordu. Sultan Dördüncü Murad, Revan
Seferine çıkma kararı aldı ve Üsküdar'daki ordugaha geçti. Öteden beri bozulmuş
olan sefer düzenini tekrar eski haline döndürmek için çok dikkatli davranıyor,
askerin kanunsuz hiçbir hareketini hoş karşılamıyor, anında cezasını veriyordu.
Sefere çıkan Sultan Dördüncü Murad, Konya'da bulunan Mevlana Celalleddin-i
Rumi'nin türbesini ziyaret etti.
Bayburt'a geldiğinde
Sadrazam tarafında karşılandı. Sultan Dördüncü Murad, Erzurum'da 30 bin asker
bıraktıktan sonra 100 bin askerle Revan üzerine yürüdü. İran ordusu hızla geri
çekilmeye başlamıştı. Revan'ı geri alan Osmanlı kuvvetleri, Aras nehri boyunca
ilerleyerek, Eylül 1635'de 32 yıl önce İran'ın eline geçen Tebriz'i geri aldı.
Bu fetih Tebriz'in Osmanlılarca altıncı fethedilişi idi. Ancak kış mevsimine
girilmesi ve Sultan'ın hastalığı dolayısıyla İstanbul'a geri dönüldü. Bundan
yararlanan İran bölgede yeni işgallere başladı.
BAĞDAT SEFERİ
Sultan Dördüncü Murad,
İran'ın doğuda yeni işgallere başlaması ve bin bir güçlükle geri alınan Revan'ın
kaybedilmesi üzerine, yeniden Bağdat Seferine çıkmaya karar verdi. Osmanlı
ordusu İstanbul'dan hareketinin yüz doksan yedinci günü olan 16 Kasım 1638'de
Bağdat önlerine geldi. Bağdat kalesi otuz yedi gün boyunca kuşatıldı ve
kahramanca çarpışmalar yapıldı. Sultan Dördüncü Murad, genel saldırıya
geçilmesine karar verdi. Sabah erkenden başlayan hücum sonunda kale teslim oldu.
Yapılan Kasr-ı Şirin
Antlaşmasıyla Azerbaycan ve Revan Safevilerde, Bağdat Osmanlılarda kaldı. İki
ülke arasındaki Zağros dağları sınır kabul edildi. Bugünkü Türk-İran sınırı
büyük ölçüde bu antlaşmayla çizilen sınır esasına dayanır. Bu antlaşmayla On
dört sene on bir ay önce bir ihanet sebebiyle Safevilere geçen Bağdad, artık
kesin olarak Osmanlı İdaresine geçti. Sultan Dördüncü Murad bu zaferden sonra
Bağdat fatihi diye anıldı.
LEHİSTAN SEFERİ
Osmanlıların içte ve dışta
uğraşmak zorunda kaldığı meseleler ve özellikle İran Savaşları, Kırım'ı ve
Lehistan'ı da etkilemişti. Sultan Dördüncü Murad Kırım'da oluşan siyasi
dalgalanmaları ve karışıklıkları önlemek istiyordu. Rus ve Lehlerden yardım
gören kardeşlerini ortadan kaldıran Canbey Giray'ı 1628'de hanlığa getiren
Sultan Dördüncü Murad, Kırım'da Osmanlı hakimiyetini kuvvetlendirdi.
Lehistan'da barınan kazaklar
Osmanlı topraklarına saldırıyor Lehliler de buna göz yumuyordu. 1630 yılında
antlaşmalar yenilenmiş, Lehistan Osmanlı Devleti'ne vergi vermeyi kabul etmişti.
Ancak çeşitli nedenlerle vergilerini ödemeyen Lehistan toprakları üzerine sefer
düzenlenmesine karar verildi. Leh Kralı Vladislas barış istedi.
MİMARİ ESERLER
Büyük bir padişah olan
Sultan Dördüncü Murad, memleketin imarına da gereken önemi verdi. Döneminde
yapılan eserlerden bazıları şunlardır;
Ok Meydanı Namazgahı,
Bayram Paşa Tekke, Türbe,
Sebil, Çeşme, Sıbyan Mektebi, Medrese ve Külliyesi,
Niğde Bedesteni,
Konya Şerefeddin Camii'nin
restorasyonu,
Revan Köşkü,
Bağdat Köşkü,
Üsküdar Çinili Camii,
Medrese ve Külliyesi.
TUĞRASI

ULAŞTIĞI SINIRLAR

|