| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 366 |
 |
| Padişahlık sırası |
10 |
| Saltanat süresi |
1 Ekim 1520 –
6 Eylül 1566 |
| Önce gelen |
I. Selim |
| Sonra gelen |
II. Selim |
| Doğumu |
Trabzon, 27 Nisan 1494
|
| Ölümü |
6 Eylül 1566
|
| Annesi |
Ayşe Hafsa Sultan |
| Babası |
I. Selim |
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN(1520 – 1566)
HAYATI
Kanûnî Sultan Süleyman 27
Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi
Hafsa Hatun'dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman
yuvarlak yüzlü, ela gözlü, geniş alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı.
Kanûnî Sultan Süleyman
devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası
Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaşlardan itibaren çok titiz bir şekilde
yetiştirmeye başladı. Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk
eğitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun'dan (Yavuz Sultan Selim'in annesi)
aldı. Yedi yaşına gelince tahsil için İstanbul'a, dedesi Sultan İkinci
Bayezid'in yanına gönderildi. Şehzade Süleyman, burada Karakızoğlu Hayreddin
Hızır Efendi'den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken, savaş teknikleri
konusunda da öğrenim görüyordu.
15 yaşına kadar babası Yavuz
Sultan Selim'in yanında kalan Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi
üzerine, önce Şarki Karahisar'a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra da Kefe
sancakbeyliğine tayin edildi (1509).
Yavuz Sultan Selim'in 1512
de tahta geçmesi üzerine İstanbul'a çağırılan Şehzade Süleyman, babasının
kardeşleriyle mücadeleleri sırasında İstanbul'da kalarak babasına vekalet etti.
Bu sırada Saruhan sancakbeyliğinde de bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim'in
ölümü üzerine, 30 Eylül 1520'de 25 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti.
Kendisinden başka erkek
kardeşi olmadığı için tahta geçişi kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve
kendinden emin bir padişah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi.
Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden asla
geri dönmezdi. İş başına getireceği adamlara, kabiliyet derecelerine göre görev
verirdi. Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 yılında 71 yaşında
vefat etti.
Kendisine "Kanûnî" denmesi,
yeni kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir
şekilde tatbik etmesinden dolayıdır. Kanûnî Sultan Süleyman adaleti seven bir
padişahtı. Mısır'dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup, yaptırdığı araştırma
sonunda halkın zulme uğradığını düşünmesi ve Mısır Valisini değiştirmesi bunun
açık kanıtıdır.
Kanûnî Sultan Süleyman,
tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti
konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin padişah olması, "Arslan öldü, yerine
kuzu geçti" diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok
geçmeden hayal kırıklığına uğradılar.
Büyük bir devlet adamı olan
Kanûnî Sultan Süleyman aynı zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi
şudur:
"Halk içinde muteber bir şey
yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda, bir
nefes sihhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihan
kavgasıdır,
Olmaya baht ü saadet dünyada
vahdet gibi".
Erkek çocukları: İkinci
Selim, Bayezid, Abdullah, Murad, Mehmed, Mahmud, Cihangir, Mustafa
Kız Çocukları: Mihrimah
Sultan, Raziye Sultan
İÇ İSYANLAR
Kanûnî Sultan Süleyman,
padişahlığının ilk yıllarında bazı iç isyanlarla uğraştı. Mısır'ın fethinden
sonra Yavuz Sultan Selim'in Şam Valisi olarak atadığı Canbirdi Gazeli'nin
çıkardığı isyan bunlardan ilkidir.
Amacı Memlük devletini
yeniden kurmak olan Canbirdi Gazeli, 1521 yılının Ocak ayında
Dulkadiroğulları'ndan Şehsuvaroğlu Ali Bey komutasındaki Osmanlı kuvvetleri
tarafından bozguna uğratılarak yakalandı ve idam edildi.
Kanûnî Sultan Süleyman,
sonraki yıllarda yine Mısır'da sadrazamlık hakkının kendisinde olması
gerektiğini savunan Ahmet Paşa, Anadolu'da Safevilerin desteğiyle ortaya çıkan
Kalender Çelebi ve vergi sistemini bahane ederek ayaklanan Baba Zünnun (1527)
isyanlarıyla uğraştı. Çıkan tüm bu isyanlar Osmanlı kuvvetleri tarafından
başarıyla bastırıldı.
ŞARLKEN VE
AVRUPA
Alman İmparatoru Şarlken'in
amacı tüm Avrupa'da hakimiyet sağlamaktı. Şarlken, fikirlerine karşı çıkan
Fransa Kralı Fransuva'yı esir aldı.
Fransa Kralının annesi Düşes
Dangolen, Kanûnî'ye bir mektup yazarak yardım istedi.
Bunun üzerine Kaptan-ı Derya
Barboros Hayreddin Paşa Fransa'nın Akdeniz kıyısındaki şehri Nis'e giderek
Şarlken'in donanmasını yendi. Hem Fransa'yı hem de Fransua'yı kurtardı.
VİYANA KUŞATMASI
Macaristan'ın Türkler
tarafından fethi Avusturya ile Türkleri karşı karşıya getirdi. Mohaç Savaşı'ndan
sonra Macaristan bir tampon bölge haline gelmişti. Avusturya Arşidükü Ferdinand,
Macaristan'ın Osmanlı hakimiyetine girmesini istemiyordu. Ferdinand, Şarlken'in
de desteğiyle Jan Zapolya'yı tanımadı ve Budin'e girdi. Karşı sefere çıkan
Kanûnî Sultan Süleyman Budin'i geri aldı. Savaşmayı göze alamayan Ferdinand ve
Şarlken Avusturya'nın başkenti Viyana'ya kaçtılar ve Viyana kuşatıldı (26 Eylül
1529).
Kış mevsimi yaklaştığı için
16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı. Osmanlı Devleti, Viyana kuşatmasından bir sonuç
elde edememesine rağmen, Macaristan'daki durumunu güçlendirmiş ve Avrupa'nın
karşı saldırı yapmasını engellemiştir.
Macaristan üzerindeki
emellerinden vazgeçmeyen Ferdinand, Kanûnî'ye bir elçi göndererek Macaristan'ın
kendisine verilmesini istedi. Buna karşılık vergi vermeyi kabul ediyordu. Bu
talebi karşısında olumsuz cevap alan Ferdinand Budin'i kuşattı.
MACARİSTAN SEFERİ
Kanûnî Sultan Süleyman,
bunun üzerine Almanya seferine çıktı. Budin'i geri alıp Estergon'a kadar
ilerleyen Osmanlı kuvvetleri, Avusturya ve Almanya içlerine akınlar düzenledi.
Yedi ay süren Almanya seferi sırasında Avusturya'da bir çok kasaba, şehir ve
kale fethedildi.
Avusturya, yapılan bu
savaşlar sonunda harap ve bitkin bir hale geldi. Bunun üzerine Ferdinand barış
istedi. İmzalanan İstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve Şarlken'in hem
Macaristan, hem de tüm Avrupa'yı ele geçirme çabaları sonuçsuz kaldı (22 Temmuz
1533).
Ferdinand'ın Macaristan
üzerinde ki emellerinden vazgeçmeye niyeti yoktu. Jan Zapolya ölmüş, yerine oğlu
Sigismund geçmişti. Bundan istifade eden Ferdinand Budin'i kuşattı. Bunun
üzerine 1540 yılında Kanûnî tekrardan Macaristan seferine çıktı ve çok güçlü bir
orduyla birlikte Budin'e girdi. Sigismund'u Erdel Beyliği'ne atadı ve
Macaristan'ı Osmanlı Devleti'ne bağlı Budin eyaleti haline getirdi. Süleyman
Paşa bu bölgenin beylerbeyliğine atandı.
Avusturya'nın elinde sadece
kuzey Macaristan kaldı. Kanûnî döneminin önemli siyasi olaylarından olan
Osmanlı-Macaristan, Almanya, Avusturya ilişkileri Kanûnî'nin ölümüne kadar devam
etti.
MALTA SEFERİ
Rodos'un fethinden sonra
Malta'ya yerleştirilen Sen Jan şövalyeleri Osmanlı için bir tehlike
oluşturuyordu.
Trablus ve Cezayirin
güvenliği için Malta'nın alınması gerekiyordu. Yapılan kuşatma sırasında Turgut
Reis şehit oldu. Malta alınamadı (1565).
HİNT SEFERİ
Coğrafi keşiflerden sonra
sömürge arayışları başlamış, Portekiz ve İspanya pek çok sömürge elde
etmişlerdi. Portekizliler Kızıldeniz ve Hint ticaret yollarına hakim olmaya
çalışıyorlardı.
Ümit Burnu'nun bulunması,
Osmanlıların baharat ticaretine de büyük darbe vurmuştu. Kanûnî Sultan Süleyman
döneminde bu sebeplerden ötürü, dört kez Hint deniz seferi düzenlendi ancak,
Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması yüzünden bu seferlerden
hiçbirisinde tam başarı sağlanamadı.
1551 yılında düzenlenen
İkinci Hint Seferinde Osmanlı donanmasının başında Piri Reis vardı. Türk
denizcilik tarihinde önemli bir yere sahip olan Piri Reis, bu sefer sırasında
Maskat'ı almış ve Portekiz donanmasını büyük bir bozguna uğratmıştı. Ancak,
Portekizlilerin Basra Körfezi'ni kapatacaklarını düşünerek, donanmayı Basra'da
bırakıp ganimetlerle geri döndüğü için Piri Reis Mısır'da idam edilmiştir.
Ancak yine de Yemen, Eritre,
Sudan sahilleri ve Habeşistan'ın bazı kısımları Osmanlı topraklarına katıldı.
Arap yarımadası tamamen Osmanlı denetimine girdi. Kızıldeniz yabancı güçlere
kapatılarak Osmanlı egemenliği sağlandı.
BELGRAD'IN
FETHİ
Kanûnî Sultan Süleyman tahta
çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi.
Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın
akrabalık ilişkileri kurmuştu. Macar Kralı İkinci Lui, Şarlken'e güvenerek
vergilerini ödemiyor kendisine gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu.
Fatih Sultan Mehmed,
Avrupa'da düzenlediği seferlerde Sırbistan'ı almıştı. Ancak stratejik bir öneme
sahip Macaristan alınamamıştı. Kanûnî Sultan Süleyman Macaristan'ı almak üzere
harekete geçti. Belgrad, karadan ve Tuna ırmağındaki Osmanlı donanması
tarafından kuşatıldı. Şehir, gayet iyi savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda
kaldı (29 Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi. Bu sefer
sonunda İstanbul'a gönderilen bazı Belgradlılar kurulan Belgrad köyüne
yerleştirildi.
Belgrad'ın fethi, Kanûnî
Sultan Süleyman'ın ilk fethidir.
Belgrad, bundan sonraki
yıllarda Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple
Belgrad'a "Darü'l-cihad" denildi.
RODOS'UN FETHİ
Avrupalılar Akdeniz'deki
Rodos, Kıbrıs, Girit, Malta gibi adalara hakim olmuşlar, açık denizlerde
keşifler yapmışlar ve denizlerde güçlerini arttırmışlardı. Kanûnî döneminde
denizciliğe önem verildi ve büyük başarılar elde edildi.
Kanûnî döneminde Rodos
adası, Sen Jan şövalyelerinin elindeydi. Şövalyeler korsanlık yapıyor, Türk
donanmasına zarar veriyorlardı. 1522 yılında düzenlenen seferle Rodos
fethedildi.
CEZAYİR'İN KATILIŞI
Cezayir 1516'da Baba Oruç ve
kardeşi Hızır Reis (Barbaros) tarafından İspanyollar'dan alınmıştı. 1518'de
Barbaros, Cezayir'in hükümdarı olmuştu. Daha önce Yavuz bu iki denizcinin
kendisinden yardım istemesi üzerine onlara iki kadırga ve levent vermişti.
Kanûnî, Barbaros Hayreddin
Paşa'yı İstanbul'a çağırdı ve Kaptan-ı Deryalığa getirdi(1533). Böylece, Cezayir
Osmanlı topraklarına katıldı. Barbaros Ege denizinde Venediklilerin elinde
bulunan adaları aldı.
TRABLUSGARP'IN
ALINIŞI
Şarlken, Trablusgarb'ı
aldıktan sonra buraya Sen Jan Şövalyeler'ini yerleştirmişti. Barbaros'un Preveze
Deniz Zaferini kazanması ve Venediklilerin Osmanlılarla barış imzalamaları
Şarlken ve Papa'yı kızdırmıştı. Hazırlanan Haçlı donanması Cezayir'e saldırdı
ancak, Osmanlı donanması karşısında bozguna uğradı (1541).
Barbaros'un yetiştirdiği
Turgut Reis Trablusgarb'ı karadan ve denizden kuşatarak aldı. Ayrıca bu seferle
Bingazi de Osmanlı ülkesine katıldı (1551).
CERBE
SAVAŞI
Turgut Reis'in
İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine, Andrea Doria
komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe
Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559).
MOHAÇ
SAVAŞI
Şarlken'in büyük bir tehlike
olmaya başladığını gören Kanûnî Sultan Süleyman, Fransuva'nın da ısrarı üzerine
Şarlken'e karşı savaş açmaya karar verdi. Osmanlı ordusu Tuna nehrini geçerek
Macaristan'a girdi.
29 Ağustos 1526'da Macar
ordusuyla Mohaç'ta yapılan savaşta Macar ordusu iki saatte dağıldı. Mohaç Savaşı
parlak ve şanlı bir zaferle neticelendi. Budin (Budapeşte) alındı.
Macaristan, Osmanlı
Devleti'ne bağlı bir krallık haline geldi ve başına Macar soylularından Jan
Zapolya getirildi.
ZİGETVAR
KALESİ
Anadolu'daki iç isyanlarla
ve Doğu'da İran Devleti ile uğraşan Kanûnî Sultan Süleyman, 1566'da son seferine
yine Macaristan üzerine çıktı.
Zigetvar kalesi kuşatıldı,
ancak kuşatma devam ederken Kanûnî Sultan Süleyman vefat etti. Osmanlı
Devleti'ni zaferden zafere taşıyan Kanûnî Sultan Süleyman'ın ölüm haberine
rağmen kale fethedildi (7 Eylül 1566).
PREVEZE
DENİZ ZAFERİ
Osmanlıların Akdeniz'de
kuvvetlenmeleri ve tüm Ege denizine hakim olmaları Avrupa'yı telaşlandırmıştı.
Ayrıca devam eden Avusturya ve Macaristan seferleri büyük bir Haçlı donanması
hazırlanmasına neden oldu. Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik
ve Cenevizliler'den başka Malta, Portekiz ve İspanya'ya ait gemiler de
bulunuyordu.
Haçlı donanması 602, Osmanlı
donanması ise sadece 122 parçaydı. Preveze körfezinde 27 Eylül 1538'de yapılan
savaşta, Barbaros Hayreddin komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde
etti.
Tarihe Preveze Deniz Zaferi
olarak geçen bu savaş sonunda Akdeniz bir Türk Gölü haline geldi.
KAPİTÜLASYONLAR
İlk defa 1352 yılında
Cenevizlilere verilen Kapitülasyonlar, darülharb kabul edilen yabancı ülke
tüccarına Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı veriyordu. Ancak Osmanlı
Devleti ticaret imtiyazlarını siyasi ve diplomatik menfaatleri çerçevesinde
kullanarak ittifak yapacağı devletlere vermişti.
1535 yılında Fransa ile
dostluk havası içerisinde iken Fransızların hazırladığı Kapitülasyon taslağı
Osmanlı padişahınca tasdik edilmemişti. Bu taslağa göre eşit şartlar ve
mütekabiliyet esası getiriliyordu. Halbuki Osmanlı Devleti padişahın tek taraflı
yemini "Ahdi" ile verildiğinden Ahidname diye adlandırılmıştı ve her padişah
değiştiğinde yenilenmesi gerekiyordu.
İlk Fransız Kapitülasyonu,
Kıbrıs seferi öncesinde 1569 yılında verildi. Katolik dünyasına ve Papa
ambargosuna karşı ittifak sağlamak için Protestan olan İngiltere'ye 1580'de,
Hollanda'ya 1612'de Kapitülasyonlar verildi.
Kapitülasyonlarda ticaret
yapma hakkının yanı sıra, tüccarın hakları, gümrük vergileri, mahkeme usülleri,
yol izinleri, emniyetlerine dair hususlar detaylı olarak belirtildi.
Osmanlı devleti zayıfladıkça
Kapitülasyon verilen devletlerde giderek çoğaldı ve bunu bir baskı aracı haline
getirdiler.
Birinci Dünya Savaşı'nın
ilanı ile birlikte 1914 yılında tüm protestolara rağmen Kapitülasyonlar tek
taraflı olarak kaldırılmıştır.
SAFEVİLER
Kanûnî Sultan Süleyman
Avrupa'da başarılar kazanırken, Anadolu'da iç isyanlar baş göstermiş, İran'da
ise yıkılan Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi Devleti, doğuda Osmanlı
İmparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmişti.
Kanûnî Sultan Süleyman,
Avrupa'da İstanbul Antlaşmasıyla geçici de olsa barışı sağladıktan sonra, İran
üzerine ilk seferine çıktı. Safevi Devleti'nin izlediği düşmanca politikalar ve
Anadolu'da yaşayan Şiileri kışkırtmaları bu seferin düzenlenmesine neden oldu.
Tebriz, Azerbaycan ve Hamedan istila edildi. Irakeyn seferiyle de Bağdat alındı
(1534).
Kanûnî'nin Avusturya'ya
sefer düzenlemesinden yararlanmak isteyen Safevi Şahı Tahmasb, kardeşinin
Osmanlılara sığınmasını da bahane ederek, Tebriz, Nahçıvan ve Van'ı ele geçirdi.
Bunun üzerine Kanûnî Sultan Süleyman ikinci defa İran seferine karar verdi.
Çıkılan İran Seferinden Van ve Tebriz geri alınarak dönüldü (1548). Safeviler
(1553) tekrar saldırıya geçtiler. Doğu Anadolu'da ilerleyen düşman kuvvetleri
Muş'a kadar gelip Erzurum'u kuşattılar. Kanûnî Sultan Süleyman üçüncü İran
seferine çıktı. Revan, Nahçıvan ve Karabağ alındı. Zor duruma düşen Şah
Tahmasb'ın isteği üzerine barış yapıldı ve Amasya Antlaşması imzalandı (1555).
Bu antlaşmayla, Yavuz
döneminden beri süren İran sorunu çözüme kavuştu. Doğu Anadolu, Tebriz ve Bağdat
Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Amasya Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu ve İran
arasındaki ilk resmi antlaşmadır. Ayrıca İslam dünyasında yapılan ilk din barışı
özelliği de taşımaktadır.
MİMARİ
ESERLER
Kanûnî Sultan Süleyman 46
yıl saltanatta kaldı. Babası Yavuz Sultan Selim'den 6.557.000 km kare olarak
devraldığı Osmanlı topraklarını 14.893.000 km kareye çıkardı. Kanûnî Sultan
Süleyman döneminde imar faaliyetleri devam etti ve ilk iş olarak babası Yavuz
Sultan Selim tarafından temelleri atılan İstanbul Sultan Selim Camii'ni
tamamladı.
Bunun dışında yaptırdığı
eserlerden bazıları şunlardır;
Gebze'de Çoban Mustafa Paşa
Camii ve Külliyesi,
Afyon Sincanlı Sinan Paşa
Camii,
Bozöyük Kasım Paşa Camii.
MİMAR SİNAN
Osmanlı imparatorluğunun en
parlak devrinin büyük mimarı ve dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan,
Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi.
Bunlardan en önemlileri
şunlardır;
Halep Hüsrev Paşa Camii,
İstanbul Haseki Külliyesi,
İstanbul Şehzade Camii ve
Medresesi,
Üsküdar Mihrimah Camii,
İstanbul Süleymaniye Camii
ve Külliyesi,
Tekirdağ Rüstem Paşa Camii
ve Külliyesi,
Silivri Kapı İbrahim Paşa
Camii,
İstanbul Rüstem Paşa Camii,
İstanbul Sinan Paşa Camii,
Topkapı Kara Ahmet Paşa
Camii ve Külliyesi,
Fındıklı Molla Çelebi Camii,
Babaeski Semiz Ali Paşa
Camii,
Büyükçekmece Kanûnî Sultan
Süleyman Külliyesi ve Köprüsü,
Süleymaniye Tekkesi.
TUĞRASI

ULAŞTIĞI SINIRLAR

|