| Yazan: Regaip ŞANLI,
|
Okunma Sayısı : 616 |
 |
| Padişahlık sırası |
9 |
| Saltanat süresi |
26 Mayıs 1512 –
22 Eylül 1520 |
| Önce gelen |
II. Bayezid |
| Sonra gelen |
I. Süleyman |
| Doğumu |
10 Ekim 1470, Amasya
|
| Ölümü |
22 Eylül 1520, Tekirdağ,Çorlu
|
| Annesi |
Gülbahar Hatun |
| Babası |
II. Bayezid |
YAVUZ SULTAN SELİM(1512 – 1520)
HAYATI
Yavuz Sultan Selim 10 Ekim
1470 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar Hatun'dur.
Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğindendir. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu,
geniş omuzlu, kalın kemikli, omuzlarının arası geniş, yuvarlak başlı, kırmızı
yüzlü, uzun bıyıklı ve yiğit bir padişahtı. Sert tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli
bir ilim tahsili yapmıştı.
Babası Sultan İkinci Bayezid
padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliğini öğrenmesi için,
Şehzade Selim'i Trabzon Sancağı'na tayin etti.
Şehzade Selim, Trabzon'da
devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük alim Mevlana Abdülhalim
Efendi'nin derslerini takip ederdi. Trabzon'u çok güzel idare eden Şehzade
Selim'in bu arada komşu devletlerle de ilişkisi oldu.
Valiliği sırasında Trabzon
halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan
Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek
Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman
oldular.
Çok güzel ata biniyor,
devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi kılıç kullanıyordu.
Güreşmekte, ok ve yay yapmada üstüne yoktu. Harpten hoşlanmakla beraber çok ince
bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan Yavuz Sultan Selim, her
öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve ağaçtan tabaklar kullanırdı.
Gösterişten hoşlanmaz,
devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı tatminkar hazineyi ağzına
kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, söyle vasiyet etti:
"Benim altınla doldurduğum
hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi
halde Hazine-i Humayun benim mührümle mühürlensin."
Bu vasiyet tutuldu. O
tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin
kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi.
Yavuz Sultan Selim, ataları
hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi. Bunun sebebini soranlara "Sakalımı
ele vermemek için kesiyorum" dediği rivayet edilir. Bir kulağına da küpe
takardı. 22 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz 50
yaşında iken vefat etti.
Hayatının son dakikalarında
Yasin-i Şerif okuyordu. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze
namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye
defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim'i sekiz yıla seksen yıllık iş
sığdırmış büyük bir padişah olarak değerlendirdiler.
Erkek çocukları: Kanuni
Sultan Süleyman
Kız çocukları: Hatice
Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan
ÇALDIRAN SAVAŞI
Yavuz Sultan Selim, babası
Sultan İkinci Bayezid ve kardeşleri ile taht mücadeleleri vererek tahta
çıktığında, Osmanlı Devleti sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin
en büyük sebebi Doğu'daki Şii-Safevi Devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla
huzur sağlanacak ve Türkistan yolu Osmanlılara açılacaktı.
Yavuz Sultan Selim'in en
büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında
birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran
seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam
etti.
Çaldıran'da 23 Ağustos
1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler
bozguna uğradılar. Şah, kaçarak hayatını zor kurtardı.
Yavuz yoluna devam ederek
Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu
zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da
Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu.
15 Eylül 1514'te de
Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda
İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi.
Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine
geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile
Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı
hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.
MERCİDABIK
ZAFERİ
Fatih Sultan Mehmed
devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi, Mısırlıların ve Safevilerin ittifak
yapmalarına neden oldu. Yavuz Sultan Selim, bu ittifakın yapılacağını öğrenince
Mısır seferine karar verdi. Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine
çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır
Sultanlığı'na bağlı Antep (18 Ağustos 1516) ve Besni (19 Ağustos 1516) kaleleri
birer gün arayla teslim oldular.
Ancak asıl savaş 24 Ağustos
1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında
fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü olarak bulundu. Kazanılan
Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.
RİDANİYE
ZAFERİ
28 Ağustos 1516'da Halep'e
giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı.Hama
(19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde
teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna
devam eden Yavuz 30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi.
Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı
hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini
öldürmüş ve Venedikliler'den top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir
savunma hattı kurmuştu.
Yavuz Sultan Selim,
ordusuyla birlikte, ilkçağdan beri hiçbir komutanın cebren geçemediği Sina
Çölü'nü 13 günde geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu ile karşılaştı.
Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam
Dağı'nın etrafını dolaşarak güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra
sayesinde Mısır ordusunun yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22
Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memlük Devleti
tarihe karıştı.
İLK HALİFE YAVUZ SULTAN SELİM
24 Ocak 1517'de Kahire
alındı. 4 Şubat 1517'de Yavuz büyük bir törenle Kahire'ye girdi ve Mısır
Memlükleri'ne bağlı Abbasi halifeliğine son verdi. Yakalanan Tumanbay idam
edildi.
Mısır Seferi sonunda Suriye,
Filistin ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı
topraklarına katıldı. Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti.
Elde edilen ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu.
6 Temmuz 1517'de Emanet-i
Mukaddese (Mukaddes Emanetler) denilen ve aralarında Hz.Muhammed'in (S.A.V)
hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı da bulunan eşyaları, Hicaz'dan Yavuz Sultan
Selim'e gönderildi. 29 Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı Soyuna
geçti.
Yavuz Sultan Selim, Ayasofya
Camii'nde yapılan bir törenle, son Abbasi halifesi Üçüncü Mütevekkil'den (kendi
deyimiyle Hadim-i Haremeyn-i Şerifeyn) Haremeyn-i Şerifeyn, yani Mekke ve
Medine'nin hizmetkarı ünvanını devraldı ve böylece bütün Müslümanlar'ın dini ve
siyasi lideri oldu.
Rivayete göre, Üçüncü
Mütevekkil kürsüye çıkıp, Halifeliği Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han'a
devrettiğini açıkladı. Sırtındaki cübbeyi Yavuz'a elleriyle giydirdi. Halifelik
nişanlarından sayılan kılıcı elleriyle Yavuz'un beline bağladı. Yavuz Sultan
Selim, o andan itibaren Müslümanlar'ın dini ve dünyevi lideri oldu. Artık yalnız
padişah olarak değil, "halife" olarak da anılacaktı ve ondan sonra gelen tüm
padişahlar da aynı zamanda halife olacaklardı.
Yavuz Sultan Selim, tahtı
devraldığında 2.375.000 km.kare olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa
bir sürede 6.557.000 km.kareye çıkarmayı başardı. Devletin gelişmesi için de bir
çok faaliyeti oldu. Çok düzenli çalışan bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede
ülke içinden ve dışından istediği bilgileri alan Yavuz Sultan Selim'in adam
seçiminde büyük bir isabet yeteneği vardı.
MİMARİ ESERLER
Yavuz Sultan Selim, dedesi
Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılan Haliç Tersanesi'ni kapasite olarak
arttırdı.
Medreselerin yanında, sosyal
ve ticari alanda hizmet verecek birçok bina inşa ettirdi.
Hayatı yoğun savaşlarla
geçen Yavuz Sultan Selim,
Diyarbakır Fatih Paşa
Elbistan Ulu Camii,
Şam Salihiye'de Muhyiddini
Arabi'ye Camii,
İmaret ve Türbesi gibi hayır
eserleri de yaptırmaya fırsat bulmuştur.
Ayrıca temelini attırdığı
İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu Kanuni
Sultan Süleyman tarafından tamamlanmıştır.
TUĞRASI

ULAŞTIĞI SINIRLAR

|